(5237 S. K. m. 44) (3713 S. K. m. 5) (1136 S. K. m. 164, 168) (1412 S. K. m. 322)
Dava: Sanık C. S. müdafiine yöntemine uygun olarak tebligat yapıldığı halde duruşmaya gelmediği ve geçerli bir mazeret de bildirmediğinden tüm sanıklar yönünden duruşmasız olarak yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü:
Karar: 1- Sanıklar S. K., M. M. K. ve Ş. K. ile ilgili olarak;
Sanık S. K. hakkında elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan bu sanık yönünden C.Savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Her üç sanık müdafiinin vekalet ücretiyle sınırlı temyiz talebine gelince;
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan ve halen yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddesi gereğince beraat eden sanıklar yararına vekalet ücreti tayin olunması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup hükmün bu sebeple bozulmasına, bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın CMUK'nun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddesi gereğince 1.000 YTL maktu vekalet ücretinin Hazineden alınarak sanıklara ödenmesine ibaresi eklenmek suretiyle, diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün düzeltilerek onanmasına,
2- Sanık C. S. hakkındaki temyize gelince;
Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine, ancak;
a- 12.8.2005 günü saat 20.15 sıralarında Antalya ili, Alanya ilçesi, Gülpınar mahallesi Keykubat caddesi üzerinde bulunan çöp bidonuna bomba konulması ve çöp arabasına çöplerin boşaltılması sırasında bombanın patlaması sonucu mağdur M. M.'ın yaralanması ve 12.8.2005 günü saat 21.20 sıralarında Mersin merkez Akkent mahallesi, Adnan Menderes Bulvarı üzerinde bulunan Sultaşı Oteli ile Polisevi Müdürlüğü arasında sanıkların içinde oldukları araçtaki bombanın patlaması sonucu olay yerinden geçen mağdur F. K.'ın yaralanması eylemlerinin 5237 sayılı TCK'nun 44 maddesinin işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır hükmü ve suçta kullanılan bombaların niteliği de nazara alındığında eylemin kasten adam öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturacağı ve hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfında ve değerlendirmede yanılgıya düşülerek kasten yaralama ve bomba atma suçlarından ayrı ayrı ceza tayini,
b- Kabul ve uygulamaya göre de;
Suç tarihinden sonra 18.7.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5532 sayılı Kanunun 4. maddesi ile değişik 3713 sayılı Kanunun 5. maddesi hükmünün aleyhe olduğu ve bu nedenle sanık hakkında uygulama olanağı bulunmadığı düşünülmeden kasten yaralama, patlayıcı madde bulundurma ve atma suçlarından tayin edilen cezalarda anılan madde gereğince artırım yapılması,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, re'sen de temyize tabi hükmün bu sebeplerden dolayı aleyhe temyiz bulunmadığından sonuç ceza itibariyle kazanılmış hakkı saklı kalmak üzere bozulmasına, 22.11.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy