(5271 S. K. m. 170, 174, 309)
Dava: Taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan şüpheli hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Didim Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 08/05/2008 tarihli ve 2006/3206 soruşturma, 2008/905-391 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. maddesine uygun bulunmadığından bahisle aynı Kanun'un 174. maddesi gereğince iadesine dair, Didim Sulh Ceza Mahkemesinin 13/05/2008 tarihli ve 2008/384 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin, Didim Asliye Ceza Mahkemesinin 15/05/2008 tarihli ve 2008/130 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;
Tüm dosya kapsamına göre; Didim Sulh Ceza Mahkemesince uzman bilirkişi görüşü alınarak müştekinin yaralanmasına sebep veren kişi ya da kişilerin kusur ve sorumlulukları tespit edilmediği, şüphelinin bu hususta tedbir almakla ilgili olarak yetkili olup olmadığı, şüphelinin müştekinin yaralanmasına doğrudan ne şekilde sebebiyet verdiği, müştekinin Flay Fish eğlencesi için uyulması zorunlu bulunan kurallara riayet edip etmediği, müştekinin olayda kendi kusurundan dolayı yaralanması ihtimaline ilişkin tespit ve değerlendirmelerde bulunulmadığı, olayın şüphelileri belirlenirken Flay Fish eğlencesi tertibinin kimlerin kontrolünde, kimlerin denetiminde, kimlerin yönetiminde olduğu araştırılmadan, müşteki dilekçesinde tekneyi kullanan kaptandan da şikayetçi olduğu halde bu kişinin tespit edilerek şüpheli sıfatıyla ifadesinin alınmadığından bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. maddesinde, iddianamede bulunması gereken hususların neler olacağının gösterildiği, aynı Kanun'un 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, belirtilen hususların iddianamenin iadesi sebebi sayılamayacağı, 5271 sayılı Kanun'un 170/2. maddesinde yer alan Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler. hükmü uyarınca Cumhuriyet Savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet Savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK. nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 21.07.2008 gün ve 2008/9470/39084 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay C.Başsavcılığının 18.08.2008 gün ve 2008/165093 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Karar Ve Sonuç: Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Didim Asliye Ceza Mahkemesinin 15.05.2008 tarih ve 2008/130 değişik iş sayılı kararının CMK. nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.03.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy