(5237 S. K. m. 35, 58, 81) (5271 S. K. m. 210, 231)
Dava: M. E. A.'u kasten öldürmeye teşebbüsten sanık U. Y.'ın yapılan yargılanması sonunda, Hükümlülüğüne ait Mersin Üçüncü Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 25.12.2007 tarih ve 292/443 sayılı hükmün Yargıtay'ca tetkiki C. Savcısı ile sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası C. Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık U.'un, müşteki M. E.'e yönelik suçunun sübutu kabul kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin sübuta yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle,
A) Dosya içeriğinden olayın tek görgü tanığı olduğu anlaşılan E.'nin, CMK'nun 210. maddesine aykırı olarak duruşmada dinlenilmesinden vazgeçilerek yazılı biçimde eksik inceleme sonucu hüküm kurulması,
B) Sanığın sabıka kaydında yer alan ve Mersin 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilip 11.09.2006 gününde kesinleşen ilam sebebiyle 5237 sayılı TCK'nun 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışmasız bırakılması,
C) Sanığın savunmalarında olay esnasında mağdurlar tarafından yumrukla ve bıçakla yaralandığını, olaydan 5 gün sonra yakalanan ve aynı gün tutuklanan sanığın cezaevinde yaralanma ile ilgili raporunun olup olmadığı, var ise gerektiğinde tedavi eden ve rapor düzenleyen hekimin tanık olarak çağrılarak, beyanının alınması suretiyle bahse konu olay sırasında sanıkta yaralar oluşup oluşmadığı hususunun açıklığa kavuşturulmadan eksik inceleme sonucu hüküm kurulması,
2- Sanık U.'un, mağdur E.'a yönelik kasten yaralama suçundan kurulan hüküm yönünden; hükümden sonra 08.02.2008 gününde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nun 231. maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin ve o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan, hükmün tebliğnamedeki düşünce hilafına BOZULMASINA, hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre göz önüne alındığında, sanık müdafiinin tahliye talebinin reddine, 02.10.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy