(765 S. K. m. 159) (5271 S. K. m. 231, 309) (5275 S. K. m. 98, 101) (YCGK. 03.02.2009 T. 2008/11-250 E. 2009/13 K.)
Dava ve Karar: Resmi görevlilere görevlerinden dolayı hakaret suçundan sanık İ. D.'un, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 159/1. maddesi uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair K. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.09.2007 tarihli ve 2005/255 esas, 2007/195 sayılı kararını müteakip, 08.02.2008 tarihli ve 26781 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması talebinin sanığın yeniden suç işlemeyeceği yönünde mahkemede olumlu kanaat oluşmadığından bahisle reddine ve kararın aynen infazına dair aynı Mahkemenin 23.02.2009 tarihli ve 2009/14 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;
08.02.2008 tarihli ve 26781 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici madde 1/2 maddesindeki Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş ve infaz edilmekte olan mahkumiyet kararları hakkında, lehe kanun hükümleri, hükmü veren mahkemece 13.12.2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98 ila 101'nci maddeleri dikkate alınarak ve dosya üzerinden incelenmek suretiyle belirlenir. Ancak, hükmün konusunun herhangi bir inceleme, araştırma, delil tartışması ve takdir hakkının kullanılmasını gerektirmesi halinde inceleme, duruşma açılmak suretiyle yapılabilir. şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250-esas-2009/13 sayılı kararına nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik sanığa ilişkin koşulların uygulanması bakımından cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 15.07.2009 gün ve 37749 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.08.2009 gün ve 2009/182708 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sonuç: Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, K. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.02.2009 tarih ve 2009/14 değişik iş sayılı kararının CMK'nın 309. maddesi uyarınca bozulmasına, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 10.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy