(AİHS. m. 10, 17) (2709 S. K. m. 26) (5237 S. K. m. 50, 51, 215, 314) (3713 S. K. m. 7)
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıkların röportaj sırasında söyledikleri dava konusu sözler bir bütün olarak ele alınıp değerlendirildiğinde; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 26. ve Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmenin 10. maddelerinde öngörülen Yargıtay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları ile de desteklenen ifade hürriyetinin kullanılması kapsamında kaldığı ve atılı suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeden yüklenen suçtan beraatleri yerine yazılı gerekçe ile mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafıinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 10.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
ANKARA
11. AĞIR CEZA MAHKEMESİ (CMK. 250. MADDESİ İLE GÖREVLİ)
DOSYA NO: 2006/290
KARAR NO: 2008/69
C.SAVCILIĞI ESAS NO: 2006/172
SUÇ: TCK nun 215. maddesine muhalefet
SUÇ TARİHİ/SAATİ: 19.09.2005
SUÇ YERİ: ANKARA
KARAR TARİHİ:11.03.2008
Sanıklar hakkında Ankara C.Başsavcılığının 17.01.2006 tarih 2006/24 esas nolu iddianamesi ile suç ve suçluyu övme suçundan dolayı Ankara 9. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. Anılan mahkemece isnat edilen suça bakma görevinin mahkememize ait olması nedeniyle 31.10.2006 tarih ve 2006/78 esas 2006/765 karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilmiştir. Görevsizlik kararı üzerine dosya mahkememize gelmiş olmakla mahkememizce yapılıp bitirilen açık yargılama sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA;
Sanıklar hakkında Ankara 9. Sulh Ceza Mahkemesinden verilen görevsizlik kararı ile sanıkların suç tarihinde Roj Tv isimli televizyon kanalı ile yaptıkları röportajda kullandıkları Sayın Ö. üzerinde devam eden tecrit ve uygulamaların Kürt halkı tarafından kabul edilmezliği, bu konular üzerinde duruldu... AB Türkiye'deki Kürtler ve Türkiye'deki Kürdistan'dan kimsenin katılmaması ile ilgilenmiyor... Kürdistan'ın birkaç bölgesinde Kürt grubu, Kürt siyasetçileri, Kürt aydınları, bu konular diplomaside siz Almanya lobisine yetişebilir misiniz?... Kürt ve savaşlı bir Kürdistan ne özgür ne demokrasi olmasın, geri gitsin, aşiret olsun, aşiret savaşı olsun ve birbirine girsin... sözleriyle röportajın tümü birlikte dikkate alındığında sanıkların TCK.'nun 215. maddesinde tanımlanan Suçu ve işlemiş olduğu suçtan dolayı bir kimseyi alenen öven şeklindeki hükmüne aykırı hareket ettiklerinden bahisle TCK.'nun 215. maddesi gereğince cezalandırılmaları istemiyle haklarında dava açılmış ise de, iddianamede sanıklar tarafından söylendiği ileri sürülen sözlerin nitelik ve içeriği ile iddianameye konu edilen CD çözüm tutanağında yazılı bulunan PKK/KONGRA-GEL gerilla gibi sözlerin yasadışı terör örgütünün propagandasını yapmak niteliğini taşıdığından 3713 sayılı yasanın 7/2 maddesi gereğince sanıkların cezalandırılması istemiyle birlikte dosya görevsizlik kararıyla mahkememize gönderilmiştir.
SAVUNMALAR;
Sanık S. S. İdil Asliye Ceza Mahkemesinde talimatla alınan savunmasında; iddianamede adı geçen televizyon kanalının programında bir siyasetçi olarak ülke sorunları hakkında görüşlerini çözüm yollarına aktarmaya çalıştığını, ancak iddianamede söylediği sözlerin sadece bir kısmının değerlendirildiğini, konuşmasının tamamen incelendiğinde bir suçu veya suçluyu övme amacının olmadığını belirtmiştir.
Aynı konuda görevsizlik kararı öncesi İdil Sulh Ceza Mahkemesinde daha önce savunma yaptığını bu savunmasının geçerli olduğunu söylemiştir. Sanık İdil Sulh Ceza Mahkemesinde yaptığı savunmasında iddianamede belirtilen cümlelerin kendisine ait olduğunu, kendisinin siyasetçi olduğunu, ülkede bulunan kurt sorununun çözümü için bu şekilde konuştuğunu Sayın Öcalan hitabını da ülkede bulunan sorunlara yardımcı olacağını düşündüğü birisi için söylediğini, ayrıca Abdullah Öcalan'ın milyonlarca insan tarafından benim siyaset irademdir deniyor ise bu insana sayın demenin suç olmaması gerektiğini bu yöndeki savunmasında belirtmiştir.
Sanık M. H. D. savunmasında; Kendisinin Diyarbakır Sulh Ceza Mahkemesinde görevsizlik kararı öncesinde savunma yaptığını, bu savunmasını aynen tekrar ettiğini belirtmiştir.
Sanık Diyarbakır 1. Sulh Ceza Mahkemesinde yapmış olduğu savunmasında; Belirtilen tarihte Avrupa Parlamentosu bünyesinde bir kurt sorunu çözümü konulu konferansın toplandığını, kendisinin de bu konferansa davetli olduğunu, burada konuşma yaptığını, konferans gününde Finlandiya televizyonu ve Roj Tv'de konferans ile ilgili kendisiyle röportajlar yapıldığını, bu röportajlar sırasında konferanstaki konuşmalarıyla ilgili olarak ve diğer konuşmacıların düşünceleri ile ilgili açıklamalarda bulunduğunu, televizyonda yapmış olduğu açıklamaların suç olduğunu kabul etmediğini, savaş kışkırtıcılığı, ırkçılık ve kişiye hakaret dışındaki tüm düşünce açıklamalarının düşünce özgürlüğü kapsamında olduğunu, bu nedenle Roj Tv'deki konuşmalarının suç olduğunu düşünmediğini savunmuştur.
DELİLLER;
1- 21.09.2005 günü saat 20.45'de Roj Tv'de yayınlanan Rojev (Gündem) adlı programa konuşmacı olarak katılan sanık S. S.'ın televizyon kanalında yapmış olduğu konuşmaya ilişkin çözüm tutanağı,
2- 21.09.2005 günü saat 20.00'de Roj Tv'de yayınlanan Rojev (Gündem) adlı programa konuşmacı olarak katılan sanık M. H. D.'nin televizyon kanalında yapmış olduğu konuşmaya ilişkin çözüm tutanağı,
3- Sanıkların söz konusu konuşmayı yaptıklarına ilişkin kabulleri,
4- Dosya içerisinde bulunan diğer tüm bilgi ve belgeler.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, SÜBUT VE TAKTİR;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 3. maddesi, Türkiye Devleti ülkesi ve milleti ile bölünmez bir bütündür düzenlemesi yer almaktadır.
PKK (Partiya Karkeren Kürd İstan-Kürdistan İşçi Partisi) amacı Türkiye Cumhuriyeti Hakimiyeti altında bulunan bir kısım toprakları, silahlı mücadele vererek Devletin egemenliğinden ayrılarak ayrı bir Kürt devleti kurma amacını taşıyan ve bu amaçla çok sayıda öldürme, yaralama, gasp, tehdit, adam kaçırma, bombalama ve toplu öldürme gibi eylemlerde bulunan ve halen de silahlı eylemlerini sürdürmeye devam eden 5237 sayılı yasanın 314. Maddesi ve 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasası kapsamında olan silahlı bir terör örgüttür.
A. Ö. yıllarca silahlı PKK örgütünün ele başılığını yapmıştır, daha sonra da yakalanıp, yargılanmış, devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya yönelik eylemde bulunmak suçundan dolayı mahkum olmuş halen de bu mahkumiyeti nedeniyle hükümlü bulunan bir kişidir.
3713 sayılı terörle mücadele yasasının 7/2. maddesi şiddet veya terör yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde propaganda yapmayı suç olarak düzenlemiştir.
5237 Sayılı TCK.'nun 215. maddesinde işlenmiş olan bir suçu veya işlemiş olduğu suçtan dolayı bir kişiyi alenen öven kimsenin cezalandırılacağını düzenlemektedir.
Bu madde kapsamında ülke topraklarından bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya yönelik eylemde bulunmak suçundan yargılanıp mahkum olan hükümlü A. Ö.'ı bu eyleminden dolayı övmek suç oluşturmaktadır.
Anayasanın 26. maddesinin 2. fıkrasında düşünce açıklama ve yayma hürriyetinin Devletin ülkesi ve Milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması amacıyla sınırlandırılabileceğini düzenlemektedir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesinin 2. fıkrasında ifade özgürlüğünün kullanılması, görev ve sorumluluk gerektiren bir özgürlük olduğu vurgulandıktan sonra, maddede sayılan diğer nedenlerle birlikte, ülkenin kamu güvenliği ve toprak bütünlüğü sağlanması amacıyla kanunla belirli sınırlamalara tabi tutulacağı düzenlemesi yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 17. maddesinde, sözleşmede sayılan hakların kötüye kullanılmasına izin vermemektedir.
Bu hukuki düzenlemeler taraf olunan sözleşmeler ve müeyyidelerden hareketle sanıkların durumuna gelindiğinde; sanık M. H. D.'nin PKK terör örgütünün yayın organı olan ve Avrupa'da yayın yapan Roj Tv'de suç tarihinde yapmış olduğu konuşmada PKK terör örgütü üyelerinden gerilla diye bahsettiği, yine bu PKK örgütünün kurucusu ve lideri olan A. Ö. için de Sayın Ö. üzerinde devam eden tecrit ve uygulamaların kurt halkı tarafından kabul edilmezliği şeklinde sözler söyleyerek işlemiş olduğu bir suçundan dolayı A. Ö.'ı övücü şekilde konuşmalar yaptığı, böylelikle TCK.'nun 215. maddesindeki suçu işlediği sonucuna varılmıştır.
Sanık S. S.'ın da aynı tarihte ve aynı televizyon kanalında yaptığı konuşmasında PKK örgütünün 15-16 yıldan beri savaş yaptığı, Avrupa'nın PKK'yı terör örgütü ilan etmediği, ne zaman ki savaşı bitirdi birlikte bölgedeki ve Türk sınırları içerisinde demokrasi isteyince Avrupa'nın Kongra-Gel'i terör örgütü listesine aldığı, sayın Ö. üzerinde tecrit ve baskının çoğaltıldığından bahsettiği, böylelikle işlemiş olduğu suçundan dolayı A. Ö sanık tarafından övülmek suretiyle TCK.'nun 215. maddesindeki suçu işlediği anlaşıldığından sanık S. S.'ın da bu madde gereğince cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Sanıklar her ne kadar siyasetçi olduklarını, bu nedenle konuşmalarının siyasi durum tespiti ve çözümü ile ilgili olduğunu ve konuşmanın bir bütün olarak ifade özgürlüğü içerisinde olduğunu savunarak beraatlerini istemiş iseler de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin yukarıda belirtildiği gibi 10. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen ifade özgürlüğünün kullanılmasının görev ve sorumluluk gerektiren özgürlük olduğu gerçeğiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 17. maddesinde sayılan hakların kötüye kullanılmasının izin verilmemesi ilkesiyle TCK.'nun 215. maddesindeki düzenlemenin siyasetçiler yönünden bir ayrıcalık getirmemesi karşısında sanıkların ayrı ayrı yapmış oldukları konuşmaları kendi bütünlükleri içerisinde değerlendirildiğinde ayrılıkçı terör örgütü PKK'nın lideri konumunda olan A. Ö.'ın işlediği suçundan dolayı siyasi taraf olarak olumlayan anlam ve saygı ifadeleri ile övdükleri, bu şekildeki eylemleri ile ifade özgürlüğü kapsamını aşan ve TCK'na göre suç oluşturan fiili işledikleri anlaşıldığından sanıklar hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Hüküm: Yukarıda açıklanan gerekçelere binaen;
Sanıklar M. H. D. ve S. S.'ın sübut bulan yasadışı silahlı bölücü pkk terör örgütünün amacı doğrultusunda suç ve suçluyu övmek suçundan eylemlerine uyan, 5237 sayılı TCK nun 215 maddesi uyarınca, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, kastın ağırlığı, bahse konu terör örgütünün eylem yoğunluğu nazara alınarak taktiren ve teşdiden 6 şar ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına,
Sanıklar hakkında başkaca artırım veya indirim yapılmasına taktiren yer olmadığına,
3713 sayılı yasanın 5 maddesindeki değişiklik suç tarihinden sonra yapılmış olmakla bu maddeden dolayı verilen cezalarından artırım yapılmasına yer olmadığına,
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 53 maddesinin 1, 2, 3, fıkralarının tatbikine,
Sanıkların ayrı ayrı kişilikleri ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre verilen hürriyeti bağlayıcı cezalarının TCK.nun 50. maddesindeki seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına,
Sanıkların geçmişteki halleri gözönüne alındığında ileride bir daha suç işlemeyecekleri konusunda mahkememizce yeterli kanaat edinilemediğinden sanıklar hakkında TCK nun 51. maddesi gereğince cezalarının ertelenmesine yer olmadığına,
CMK.nun 231'deki hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasının aynı maddenin 6. fıkrasında sanıkların daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmaları sebebi ile uygulanmasına yer olmadığına,
Aşağıda dökümü gösterilen (32) YTL yargılama giderinin sanıklardan eşitlikle alınarak hazineye gelir kaydına,
Sonuç: Dair talebe uygun, 7 gün içinde Yargıtay yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar, sanıkların yokluklarında Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili'nin huzurunda açıkça okunup usulen anlatıldı. 11.03.2008 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy