(3713 S. K. m. 5) (5237 S. K. m. 220) (2911 S. K. m. 32, 33) (6352 S. K. Geç. m. 1)
Dava ve Karar: Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Tayin olunan cezaların süreleri itibariyle koşulları bulunmadığından sanık K. Y. müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin CMUK'nın 318. maddesi gereğince REDDİNE,
1- Sanıklar S. D., S. Y., H. A., R. S. ve H. S. hakkında mala zarar verme, sanık M. Masum B. hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, görevi yaptırmamak için direnme, mala zarar verme ve patlayıcı madde bulundurma, sanık K. Y. hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, mala zarar verme ve patlayıcı madde bulundurma suçlarından kurulan hükümlere yönelik incelemede;
Terör örgütü adına gerçekleştirdiği iddia ve kabul edilen olayda sanık M. M. B.'un görevliler tarafından eylemin hemen akabinde yapılan kovalamaca sonucu yakalandığının anlaşılması karşısında, direnme suçundan tayin olunan cezadan 3713 sayılı Kanunun 5. maddesi uyarınca artırım yapılmaması suretiyle eksik cezaya hükmedilmesi aleyhe temyiz bulunmadığından, sanıklar M. M. B. ile K. Y. hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan hüküm kurulurken öncelikle temel ceza tayin edilip sonrasında TCK'nın 220/6-2. cümlesindeki indirim uygulandıktan sonra devamında 3713 sayılı Kanunun 5. maddesi gereğince artırım yapılması gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıklar K. Y.'in silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, mala zarar verme ve patlayıcı madde bulundurma ile M. M. B.'un ise silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarının sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasıfları tayin edilmiş, cezalan azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanıklar S. D., S. Y., H. A., R. S. ve H. S.'in mala zarar verme, sanık M. M. B.'un mala zarar verme ve patlayıcı madde bulundurma suçlarının sabit olmadığı kabul edilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, Cumhuriyet savcısı, katılan vekili ve sanıklar K. Y. ile M. M. B. müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle beraat ve mahkumiyetlere ilişkin hükümlerin ONANMASINA,
2- Sanıklar K. Y. ile M. M. B. hakkında 2911 sayılı Kanuna muhalefet suçundan kurulan hükümlere yönelik temyize gelince;
Kanun koyucunun sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri ifadesiyle, 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin uygulanma kapsamı bakımından; düşünce ve kanaatin içeriğinden çok açıklama yöntemini dikkate aldığı, cezanın tür ve miktarı itibariyle bir sınırlama yanında suçların tek tek sayılması yerine, düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri bağlamında işlenebilecek suçların işlenme biçimleri itibariyle bir düzenleme yapmayı amaçladığı anlaşılmaktadır.
Kanun koyucunun yukarıdaki amacı gerçekleştirmeye çalışırken daha genel ve imkanlara işaret eden ifade biçimleri yerine yöntem ifadesini tercih etmesi üzerinde durulmalıdır.
Bir amaca ulaşmak için izlenen yol, usul ve metot gibi anlamlara gelen yöntem ifadesi, Kanunun geçici 1. maddesi çerçevesinde ele alındığında, korunmak istenenin; her türlü düşünce ve kanaat açıklama biçimi olmadığı, aksine; bir eylemin bu kapsamda kalabilmesi için meşru olan ve düşünce ve kanaat açıklaması bağlamında mutad olan bir yöntemle işlenmiş olması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Buradan hareketle, eylemin işleniş yönteminin bizzat ayrı bir suç oluşturduğu veya düşünce ve kanaati açıklamak bakımından mutad kabul edilemeyecek olması halinde geçici 1. madde hükmü uygulanamayacaktır.
6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinde ifadesini bulan ve başkaca yazın biçimleri arasından tercih edilen düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri ibaresi bu ilkeler ve Kanunun genel gerekçesi çerçevesinde değerlendirilmiş, örgütlenme özgürlüğü bağlamında ele alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma özgürlüğünün kolektif niteliği, ifade özgürlüğü ile yakın ilişkisi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince değerlendiriliş biçimi (29.06.2006 tarihli Öllinger-Avusturya, 26.07.2007 tarihli Barankevich-Rusya kararları gibi) nazara alınmıştır. Buna göre, sanıkların 2911 sayılı Kanunun 32/1 ve 33/1. maddelerine uygun olduğu kabul edilen eylemlerinin mutad ve meşru bir düşünce ve kanaat açıklama yöntemi olduğu kabul edildiğinden, sanıklara yüklenen suçların tarihi ve işlenme yöntemi ile temel şekli itibariyle gerektirdiği cezaların sürelerine göre, hüküm tarihinde yürürlükte olan 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi kapsamında düşünce ve kanaat açıklama yöntemiyle işlendiği ve bu nedenle sanıklar hakkında açılan davaya ilişkin olarak kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Sonuç: Kanuna aykırı, Cumhuriyet savcısı ve sanık Kamuran Yitik müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 26.03.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy