Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık ... hakkında verilen mahkumiyet, sanıklar ... ve ... hakkında verilen beraat hükümlerine yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/04/2016 tarihli ve 2014/118-2016/208 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, tefecilik suçu ile korunan hukuki yarar ve suçun TCK'nın topluma karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerektiği, bu bağlamda TCK'nın 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun kazanç elde etmek amacıyla borç para verilmesiyle oluşacağı, bunu meslek haline getirmenin suçun unsurları içerisinde yer almadığı, değişik zamanlarda ve/veya farklı kişilere karşı tefecilik eylemini zincirleme olarak işleyen sanık hakkında TCK'nın 43. maddesinin uygulanması gerektiği, zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günün suç tarihi olduğu, bu itibarla hukuki kesinti oluşturan iddianame tarihinden evvel tüm eylemlerin teselsülün içerisinde değerlendirilmesi, iddianame tarihinden sonraki eylemlerin ise gerçek içtima hükümleri ve varsa kendi içinde teselsül hükümleri değerlendirilmek suretiyle karara bağlanması gerekeceği nazara alındığında; UYAP sisteminde yapılan sorgulamada, sanıklar ..., ... ve ... hakkında aynı suçtan ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/20 Esas ile kayıtlı kamu davasının açıldığının anlaşılması karşısında, anılan davanın akıbetinin araştırılması, derdest ise davaların birleştirilmesi, karara çıkmış ve kesinleşmiş ise onaylı örneğinin getirtilerek incelenmesi sonrasında, suç ve iddianame tarihlerine göre eylemler arasında hukuki kesinti oluşup oluşmadığının, zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının ve mükerrer dava olup
olmadığının saptanması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin belirlenmesi halinde, TCK'nın 3/1 ve 61. maddeleri de nazara alınarak, sanığa TCK'nın 241. maddesi gereğince verilecek cezadan aynı Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca artırım yapıldıktan sonra kesinleşen dava dosyasından verilen cezanın mahsubu ile oluşur ise aradaki fark kadar cezaya hükmedilmesi, hukuki kesintinin gerçekleşmesi halinde ise ayrı ceza verilmesi gerekirken, ... ve ... hakkında yeterli delil bulunamadığından beraat, sanık ... yönünden her bir mağdur için ayrı ayrı suç kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1-Sanık ... hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 241. maddesi uyarınca tefecilik suçundan hapis cezasına mahkumiyetin yanında, aynı madde uyarınca adli para cezasına da hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi
2-24/11/2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin iptal edilen bölümleri doğrultusunda sanık ...'ın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3-Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 30/05/2009 yerine 14/10/2008 - 16/03/2009 (Asıl dosya) 20/01/2008 - 10/04/2008 (Birleşen dosya) olarak gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 232/2-c maddesine muhalefet edilmesi,
4- Gerekçeli kararın hüküm kısmının A-1 fıkrasında sanıklar ... ve ... hakkında verilen kararın ne olduğunun ve uygulanan maddelerin bulunmaması nedeniyle CMK'nın 223/6 maddesine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı, Cumhuriyet Savcısı ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 07/04/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy