Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Tefecilik yapmak, 5464 sayılı Yasa'ya muhalefet
Hüküm : 1-5464 sayılı Yasa'ya muhalefet suçundan beraat
2-Tefecilik suçundan 5237 s. TCK'nın m. 241/1, 43/1, 52, 53 uyarınca 3 yıl hapis ve 80.000,00 TL adli para cezası, hak yoksunluğu
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Katılan vekilinin 5464 sayılı Yasa'ya muhalefet suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığa yüklenen 5464 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan CMK'nın 237. maddesine göre doğrudan zarar görmeyen Hazinenin bu suçtan açılan kamu davasına katılmasının mümkün olmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının hükmü temyiz hakkı vermeyeceği, bu itibarla söz konusu suçtan kurulan hükmü temyiz yetkisi bulunmadığından 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi uyarınca katılan vekilinin temyiz isteminin REDDİNE,
2-Sanık hakkında tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/04/2016 gün ve 2014/118 Esas, 2016/208 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, tefecilik suçu ile korunan hukuki yarar ve suçun TCK'nın topluma karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerektiği, bu bağlamda TCK'nın 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun kazanç elde etmek amacıyla borç para verilmesiyle oluşacağı, bunu meslek haline getirmenin suçun unsurları içerisinde yer almadığı, değişik zamanlarda ve/veya farklı kişilere karşı tefecilik eylemini zincirleme olarak işleyen sanık hakkında TCK'nın 43. maddesinin uygulanması gerektiği, zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günün suç tarihi olduğu, bu itibarla hukuki kesinti oluşturan iddianame tarihinden evvel tüm eylemlerin teselsülün içerisinde değerlendirilmesi, iddianame tarihinden sonraki eylemlerin ise gerçek içtima hükümleri ve varsa kendi içinde teselsül hükümleri değerlendirmek suretiyle karara bağlanması gerekeceği nazara alındığında; dosya içeriği
ve UYAP kayıtlarına göre, sanık hakkında aynı suçtan 29/04/2014 tarihli iddianameyle ... 1. Asliye Ceza Mahkemesine açılan davada 2014/195 Esas 2015/218 Karar sayılı karar ile sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemizin ... Esasına kaydedildiği anlaşıldığından, mümkünse davaların birleştirilmesinden, aksi halde söz konusu dosyaların onaylı birer suretinin dosya içine alınmasından sonra, suç ve iddianame tarihlerine göre eylemler arasında hukuki kesinti oluşup oluşmadığının ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı ile mükerrer dava olup olmadığının saptanması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin belirlenmesi halinde, TCK'nın 3 ve 61. maddeleri de gözetilerek, sanığa TCK'nın 241. maddesi gereğince verilecek cezadan aynı Kanun'un 43/1 maddesi uyarınca artırım yapıldıktan sonra belirtilen dava dosyalarından verilen cezanın mahsubu ile oluşur ise aradaki fark kadar cezaya hükmedilmesi, hukuki kesintinin gerçekleşmesi halinde ise ayrı ceza verilmesi gerektiği ayrıca Vergi Tekniği Raporu ve mahkeme kabulüne göre sanığın... isimli şahsın vasıtası ile tefecilik suçunu işlediğinin kabul edilmesi karşısında, adı geçen şahıs hakkında soruşturma açılıp açılmadığı araştırılıp, hakkında dava açılmış olması halinde ilgili dosya ve evraklar getirtilip incelenerek, gerekli belgelerin onaylı örneklerinin dosya içerisine alınması, soruşturma aşamasında aramalarda ele geçen tapu kayıtları ve belgelerden araştırma yapılarak suçun mağdurları araştırılarak belirlenmesi ve TCK'nın 43/1. maddesinin uygulanması ve suçun subutu yönünden tanıklıklarına başvurulması ve maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılabilmesi amacıyla, sanığın alacaklı olduğu icra takip dosyalarının tespitiyle varsa takip borçlularının tanık sıfatıyla dinlenilmesi sonrasında hasıl olacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK'nın 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 14/04/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy