Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCK'nın 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçu kanunun "Topluma Karşı Suçlar" başlıklı üçüncü kısmının dokuzuncu bölümünde düzenlenmiş olup suçun mağduru tüm toplumdur. Tefecilik ilişkisinde faiz karşılığı ödünç para alan kişi, iradi olarak faiz ilişkisinin tarafı olup gerçek anlamda suçun pasif failidir. Ancak kanun koyucu izlediği suç siyaseti gereği tefecilik fiilinin aktif failinin kolayca tespitini sağlamak amacıyla ödünç para alan kişiyi cezalandırmamıştır. Bu halde tefecilik fiilinin pasif faili konumunda bulunan faiz karşılığı ödünç para alan kişinin suçun mağduru olarak kabulüne olanak yoktur. Bu kişilerin fail hakkında şikayetçi olmaları halinde açılan bir kamu davasındaki konumları ihbar eden niteliğindedir ve suçun doğrudan mağduru olmadıklarından davaya katılma hak ve yetkileri bulunmamaktadır. Bu nedenle sanıklar hakkında tefecilik suçundan açılan kamu davalarına CMK'nın 237. maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen müşteki ...'ın davaya katılma hakkı olmadığı, bu itibarla hükümleri temyiz yetkisi bulunmadığından müştekinin tefecilik suçundan verilen beraat hükümlerine ilişkin temyiz talebinin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 317. maddesi gereğince REDDİNE,
İncelemenin katılan kurum vekilinin temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanıkların 2012 yılı içerisinde müşteki ...’a 40.000 TL ve 20.000 TL olmak üzere toplam 60.000 TL faiz karşılığı borç para vererek tefecilik suçunu işledikleri iddia olunan olayda, mahkemece sanıkların 2. el araba alım-satım işi ile iştigal ettiklerinin açık olduğu, kolluk araştırmasında tefecilik ile iştigal ettiklerinin tespit olunmadığı, üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle beraatlerine karar verilmiş ise de; maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından, sanık ...'ın müşteki ...’a 100.000 TL bono karşılığı mercedes marka araç sattığını savunması karşısında satışa konu bu aracın plaka bilgisi, alım-satım kaydı araştırılmadan, bono üzerindeki nakden alınmıştır ibaresi anılan savunma karşısında sanıklar ve müştekiye sorularak açıklattırılmadan, sanıkların soruşturmada müştekiye plakalarını bildirdikleri 4 aracı sattıklarını savunmalarına karşın ilgili emniyet ve noterlik kayıtlarında bahse konu araçların hiçbirinin sanıklar tarafından müştekiye satılmadığının tespit olunmasına rağmen bu delillerin gerekçeli kararda tartışılmayıp neden itibar edilmediği açıklanmadan, müşteki Mehmet'in şikayet dilekçesinde aldığı borca ve faize karşılık verdiği bonolar yanında...,...plakalı şirket araçlarının ve diğer 3 adet hyundaı aracının vekalet yoluyla satışı için sanığa yetki verdiğini, şirket ortağı Yahya Kemal isimli şahıs adına kayıtlı ... Morevdeki evinin vekaleten satış yetkisini yine borca-faize karşılık sanıklara verdiğini, ...’nin 3 aracın satış paralarını aldığı yolundaki iddialarının doğruluğunun tespiti amacıyla ilgili satış kayıtları tespit edilmeden, satıcı ve alıcıları dinlenmeden, sanıkların soruşturma ve kovuşturmadaki beyanları arasındaki çelişki giderilmeden eksik araştırma ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hükümler tesis edilmesi,
Kanuna aykırı, katılan kurum vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 18/05/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy