Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Tefecilik
Hüküm : Sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 241/1, 62, 52/2, 53/1, 2, 3 maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis 4.160 TL adli para cezası, hak yoksunluğu Sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 241/1, 62, 52/2, 53/1, 2, 3 maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis 4.160 TL adli para cezası, hak yoksunluğu
Sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 241/1,62, 52/2, 53/1, 2, 3 maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis 4.160 TL adli para cezası, hak yoksunluğu
Temyiz talebinin reddine,
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık ... hakkında verilen 03/09/2015 tarihli ek kararın infaza ilişkin olması nedeniyle temyiz kabiliyeti bulunmayıp 5275 Kanun'un 98. ve 101/3 maddeleri gereğince itiraza tabi olduğu anlaşıldığından ve mahkemenin temyiz isteminin reddine ilişkin 09/11/2015 tarihli ek kararda bir isabetsizlik görülmediğinden, bu ek karara karşı yapılan itirazın C.M.U.K'nun 315/2. maddesi uyarınca reddiyle, temyiz isteminin reddine dair ek kararın ONANMASINA,
Sanıklar ... ve ... tarafından haklarında verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/04/2016 tarihli ve 2014/118-2016/208 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, tefecilik suçu ile korunan hukuki yarar ve suçun TCK'nın topluma karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerektiği, bu bağlamda TCK'nın 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun kazanç elde etmek amacıyla borç para verilmesiyle oluşacağı, bunu meslek haline getirmenin suçun unsurları içerisinde yer almadığı, değişik zamanlarda ve/veya farklı kişilere karşı tefecilik eylemini zincirleme olarak işleyen sanık hakkında TCK'nın 43. maddesinin uygulanması gerektiği, zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günün suç tarihi olduğu, bu itibarla hukuki kesinti oluşturan iddianame tarihinden evvel tüm eylemlerin teselsülün içerisinde değerlendirilmesi, iddianame tarihinden sonraki eylemlerin ise gerçek içtima hükümleri ve varsa kendi içinde teselsül hükümleri değerlendirilmek suretiyle karara bağlanması gerekeceği nazara alındığında; UYAP sisteminde yapılan sorgulamada, sanıklar hakkında aynı suçtan ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/490 Esas ile 2019/676 Esas, ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/24 Esasa kayıtlı kamu davalarının açıldığının anlaşılması karşısında, anılan davaların akıbetinin araştırılması, derdest ise davaların birleştirilmesi, karara çıkmış ve kesinleşmiş ise onaylı örneğinin getirtilerek incelenmesi sonrasında, suç ve iddianame tarihlerine göre eylemler arasında hukuki kesinti oluşup oluşmadığının, zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının ve mükerrer dava olup olmadığının saptanması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin belirlenmesi halinde, TCK'nın 3/1 ve 61. maddeleri de nazara alınarak, sanıklara TCK'nın 241. maddesi gereğince verilecek cezadan aynı Kanunun 43/1. maddesi uyarınca artırım yapıldıktan sonra kesinleşen dava dosyasından verilen cezanın mahsubu ile oluşur ise aradaki fark kadar cezaya hükmedilmesi, hukuki kesintinin gerçekleşmesi halinde ise ayrı ceza verilmesi ve maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından, sanıkların vergi mükellefi olduğunun tespiti halinde vergi dairesine yazı yazılarak suç tarihini kapsayacak şekilde vergi inceleme raporu düzenlettirilmesinden sonra hasıl olacak sonuca göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kabule göre de;
Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olması nedeniyle TCK'nın 53/1. maddesiyle ilgili yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması, 28/06/2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesi hükmüne aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin sanıklara ihtarına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar ... ve ...'in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümelerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 02/06/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy