(1086 S. K. m. 519, 533)
Dava: Davacı Sendika, özel hakem kuruluna açtığı işbu davayla, özet olarak, taraflar arasında düzenlenmiş toplu iş sözleşmesi gereğince yapılması gerekli zammın uygulanmasını istemiştir. Buna karşılık davalı işveren sendikası, gene özet olarak, özel hakem kurulunun ancak sözleşmenin uygulama ve yorumuna ilişkin hususlarda çıkacak uyuşmazlıkları karara bağlıyabileceğini, oysa dava konusu uyuşmazlılığın bu nitelikte ve dolayısıyla özel hakem kurulunun çözümleyebileceği bir nizam bulunmadığını, iş değerlendirme sisteminin henüz tamamlanmadığı, tamamlandıktan sonra bu sistem uyarınca verilecek olan zamların sözleşmede tespit edilen tarihe göre uygulanacağını bildirerek davanın reddini talep etmiştir. Özel hakem kurulunca, uyuşmazlık yetkisi içinde görülerek, yevmiye dört lira ücret zammının uygulanmasına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının isteği, hukuki nitelikçe toplu iş sözleşmesinin işçi ücretlerine zam yapılmasıyla ilgili 25, (d) 1. maddesinin kendi anlayışı çevresinde uygulanması talebine ilişkindir. Bu yolda bir isteğin anılan maddenin yorumu ve uygulanmasıyla ilgili bulunduğu şüphesizdir. Öbür yandan, Üst Kurulca karara bağlanmayan uyuşmazlıkların çözümü için özel hakeme başvurulabileceği ve Üst Kurulun toplu iş sözleşmesinin yorum ve uygulamasından doğacak çekişmelerin şikayet kademeleri yoluyla çözümlenmemesi durumunda incelemek yetkisine sahip bulunduğu, toplu iş sözleşmesinin 17. maddesi hükmü gereğidir. Olayda sözü edilen prosedüre uyulduğu anlaşılmaktadır. Şu hale göre uyuşmazlık, özel hakem kurulunun yeti alanı içinde bulunmaktadır.
Bundan başka, hakem kararları ancak HUMK. nun 533. maddesinde sınırlı olarak gösterilen sebeplerin varlığı halinde bozulabilir. Gerçi, sözü edilen maddede hakemlerin yetkileri içinde bulunmayan bir konu hakkında karar vermeleri bozma sebebi olarak öngörülmüştür. Ne var ki 519. madde bu hükmün kapsamına dahil bulunmamaktadır. Gerçekten bu konuda bozmayı gerekli kılacak yön, yetki hususunda çıkan uyuşmazlığın mahkemeye sunulmamış olması değil, hakeme açılan davanın hakemlerin yetkileri içinde bulunmaması noktasıdır. Yoksa, aslında hakemlerin yetkisi içinde olan bir dava, sırf bu davanın hakemler aracılığıyla çözümlenmeyeceği hususunda mahkemeden bir karar alınmadı diye, bu davaya ilişkin hükmün Yargıtay'ca bozulmasına Usul hükümleri ve özellikle tahkim müessesinin mahiyeti cevaz vermez. Diğer temyiz itirazları da 533. maddede gösterilen sebeplerden hiç birine uymamaktadır. O halde, temyiz itirazları reddolunmalı ve hüküm, onanmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerden dolayı temyiz olunan hükmün ONANMASINA, 09.01.1968 tarihinde karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy