(275 S. K. m. 6)
Davacı avukatı, müvekkilinin sendika üyesi bulunduğu sırada, sendika ile işveren davalı arasında toplu iş sözleşmesi yapıldığını, sonradan müvekkilinin sendikadan istifa edip yine aynı sendikaya girdiğini, 01.10.1965 tarihinden 01.07.1967 tarihine kadar olan devre içerisinde işveren tarafından toplu iş sözleşmesiyle tanınan haklardan yararlandırılmadığını söz ederek, bundan doğan 907,20 lira alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Sabit olan dava uyarınca gerçekleşen 907,20 liranın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Davanın konusu, ikinci toplu iş sözleşmesiyle kararlaştırılan haklar ve menfaatler toplamının ödetilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkeme, iddianın kanuni sebeplere dayandığını kabul ederek isteği hüküm altına almıştır.
Buna karşı davalı işveren, mahkeme kararının 275 sayılı Yasa Hükümlerine aykırı olduğunu savunmuştur.
Gerçekten 275 sayılı Yasanın 6 ncı maddesi, bir toplu iş sözleşmesinde taraf olan işçi veya buna katılması sırasında mensubu bulunan işçi veya işverenin o kuruluş ile ilgisinin daha sonra her hangi bir şekilde kesilmesi halinde dahi, söz konusu işçi veya işverenin, sözleşmenin değiştirilmesi veya yenilenmesi suretiyle getirilen hükümler dışında, o sözleşme ile bağlı kalacağı hakkında hukuki bir kural koşmuştur.
Davacı işçinin 01.10.1964'de girdiği sendikadan 29.11.1965 tarihinde istifa ettiği uyuşmazlık konusu değildir. Davacı sendikadan istifa etmiş olmasına rağmen yürürlükteki toplu iş sözleşmesinden faydalanmıştır. Ancak, 30.05.1966 da ikinci bir toplu iş sözleşmesinde ise, yürürlük tarihi 1 Ekim 1965 olarak kararlaştırılmıştır. Davacı, istifa ettiği tarihle sendikaya yeniden girdiği tarih arasında inikat edip yürürlüğü 1 Ekim 1965 gününe irca olunmuş bulunan TİS'nden de faydalandırılması gerektiğini ileri sürmüştür.
Halbuki davacı, 30.05.1966 tarihli toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında akit sendikanın üyesi değildir. O halde, bu sözleşmenin meydana gelmesinde hiç bir emeği geçmemiş olan davacının, sendika üyesi bulunmadığı sürece yeni haklardan faydalandırılması mümkün bulunmamak gerekir. mahkemece bu hukuki esas gözönünde tutulmaksızın ilamda yazılı sebep ve düşüncelerle isteğin hüküm altına alınmış olması yasaya aykırıdır ve davalı tarafın temyize itirazı bu bakımdan yerindedir.
Temyiz olunan kararın gösterilen sebepten BOZULMASINA, 07.05.1968 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy