(1475 S. K. m. 13)
Dava: Davacı, fazla çalışma parası ücret ve sosyal yardım farkları ile ikramiye ve kıdem tazminatı farkının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde duruşmalı olarak davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş isede, duruşma davetiyesinin taraflara tebliği için posta pulu bulunmadığından HUMK'nun 438/1 maddesi uyarınca duruşma isteğinin reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı, hizmet aktinin 18.1.1991 tarihinde imzalanan ve 1.1.1991 ile 31.12.1992 tarihleri arasını kapsıyan Toplu İş Sözleşmesinin 1.1.1992 tarihinde uygulanacak olan ikinci yıl ücret zammından yararlandırılmamak amacıyla daha önceki bir tarihte feshedildiğini iddia ederek İş Kanunu 13. maddesi ve Toplu İş Sözleşmesinin 35. maddesi uyarınca ödenen ihbar tazminatının iki katı tutarında kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Toplu İş Sözleşmesinin 14. maddesinde ihbar önelleri düzenlenmiş ve bu maddenin son fıkrasında da İş Sözleşmesinin ihbar tazminatı ödenerek feshedilmiş olması halinde dahi taraf sendika üyesinin bu ihbar süresi içinde bu Toplu İş Sözleşmesinden doğan bütün haklarını alacağı öngörülmüştür. Davacının hizmet süresine göre 14. maddede belirtilen ihbar süresi hizmet süresine eklendiğinde sözleşmenin ikinci yıl ücret zammının uygulanacağı 1.1.1992 tarihini içine almaktadır. Buna göre davacı 14. madde hükmü gereği ikinci yıl zammından yararlanacaktır. İşveren davacının hizmet aktini ikinci yıl zammından önce feshetmiş ise de, 14. madde nedeniyle ikinci yıl zammından yararlanacağını bilmek durumundadır. O halde ikinci yıl zammından yararlandırmamak amacıyla hareket ettiğinden ve buna dayalı olarak kötüniyetinden söz edilemez. Bu sebeple İş Kanununun 13. maddesine göre, kötü niyet tazminatına karar verilemez.
Toplu İş Sözleşmesinin 35. maddesine gelince: asgari kadrolar başlığını taşıyan bu maddede işverenin mevcut ve yeni açılacak işyerlerinde personel kadrolarını tespit etmek hakkına sahip olduğu belirtildikten sonra işverenin her türlü teknolojik gelişmeleri öne sürerek TGS üyelerinin işine son veremiyeceği, teknolojiden etkilenen servislerde çalışan TGS üyesinin işine bu etkilenme nedeniyle son verildiğinde, işverenin bu Toplu İş Sözleşmesinin 14. maddesine göre ödenmesi gereken ihbar tazminatının iki katı tutarında bir tazminatı ayrıca ödeyeceği hükme bağlanmıştır. Görülüyorki, burada teknolojiden etkilenen servislerde çalışan TGS üyesi işçinin bu etkilenme nedeniyle işine son verilmesi hali bir koşul olarak getirilmektedir. İddia ve savunmadan ve tüm dosya içeriğinden davacının hizmet aktinin teknolojik nedenlerden değil, bir işyerinde işini yaptığı bir başka firmanın kendi işini kurarak ayrılması ile hasıll olan iş azalması sonucu kadro fazlalığından feshedildiği anlaşılmaktadır. Böylece Toplu İş Sözleşmesinin 35. maddesindeki koşul gerçekleşmemiş olduğundan davacı bu maddeye dayanarakta istekte bulunamaz. Bütün bu nedenlerden dolayı ihbar tazminatının iki katı tutarındaki tazminat isteğinin reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulü isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 27.10.1992 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy