(1475 S. K. m. 14) (2675 S. K. m. 24, 5)
Dava: Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptaline ve takip konusu alacağın icra inkar tazminatıyla birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm, süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı Şirketin Libya'daki işyerinde çalışmasına ilişkin kıdem tazminatının fazla ödendiğini, oysa kıdem tazminatı konusunda Libya Kanunlarının uygulanması gerektiğini, Libya Kanunlarına göre ödenecek kıdem tazminatının ise, Türk Kanunlarına göre ödenecek kıdem tazminatından daha az olduğunu ileri sürerek fazla ödenen kısmın istirdadını istemiştir.
Mahkemece, istek yerinde görülerek bilirkişinin tespit ettiği miktara verilmiştir. Gerçekten Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku hakkındaki, 2675 sayılı Kanunun 24. maddesi hükmünce, sözleşmeden doğan borç ilişkileri tarafların açık olarak seçtikleri Kanuna tabidir. Tarafların açık olarak bir kanun seçmemiş olmaları halinde borcun ifa yeri hukuku uygulanır. Buna göre, sözleşmeden doğan borç ilişkilerinde Libya Kanunları uygulanacaktır. Ancak, aynı Kanunun 5. maddesinde yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmün Türk Kamu düzenine açıkça aykırı olması halinde Türk Hukukunun uygulanacağı açıklanmıştır. 1475 sayılı İş Kanununun 14. maddesindeki kıdem tazminatı Türk Kamu düzeni ile ilgilidir. Bu itibarla, taraflar arasındaki uyuşmazlığın Türk Hukukuna göre çözümlenmesi gerekir. Bu husus gözönünde tutulmaksızın hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların öteki temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.07.1992 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy