(2821 S. K. m. 31) (1475 S. K. m. 13, 14, 54)
Dava: Taraflar arasındaki ihbar, kıdem ve sendikal tazminat ile izin ücretinin ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatınca istenilmesi ve davacı avukatınca da duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 2.6.1992 salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacılar adına Avukat D.A.ve B.Ç. ile karşı taraf adına Avukat H.T. geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacı ile davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalı, davacının hizmet aktini 30 işçi ile birlikte 9.5.1991 tarihinde feshetmiştir. Davacı, işverence sendika üyeliğinden istifaya zorlandığını, istifa etmeyince iş aktinin feshedildiğini iddia ederek 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 31. maddesine göre sendikal tazminata, olmadığı takdirde kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, tanık sözlerine dayanılarak sendika üyeliğinden istifaya zorlamanın, sendikal tazminatı gerektirmeyeceği, ancak bunun kötüniyeti oluşturacağı görüşü ile 1475 sayılı İş Kanunu'nun 13.maddesinin sondan bir önceki fıkrası uyarınca kötüniyet tazminatına karar verilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 31. maddesinin değişik hükmünce sendikaya üye olmak veya olmamak nedeniyle hizmet aktinin feshi de sendikal tazminatı gerektirir. Bu bakımdan mahkemenin 31. maddeyi yorumlaması yanlıştır. Ancak, dosyadaki bilgilerden davacının sendikaya 1989 yılının ilk aylarında üye olduğu işyerinde uygulanmakta olan bir TİS mevcut olur. Bu TİS'nin 31.8.1990 tarihinde sona erdiği, davacının mensubu bulunduğu sendikaya 3.8.1990 tarihinde TİS'i yapmak üzere yetki verildiği, 2.1.1991 tarihinde sendikanın grev kararı aldığı, fakat 60 gün içinde grev uygulamasına geçmediği için yetki belgesinin hükümsüz kaldığı, bu hükümsüzlükten sonra 14.4.1981 tarihinde tekrar çoğunluk tespiti istediği, 23.5.1991 tarihinde yetki belgesi verildiği grev oylaması sonucu işçilerin grevin uygulanmamasına karar verdikleri, bunun üzerine sendikanın Yüksek Hakem Kuruluna başvurduğu, Yüksek Hakem Kurulunca 6.12.1991 tarihinde uyuşmazlık çözümlenerek karara bağlandığı TİS'nin yürürlük başlangıcının 1.6.1991 tarihi olarak kararlaştırıldığı işçilerin başvurusu üzerine Bölge Çalışma Müdürlüğü müfettişi tarafından 13.5.1991 tarihinde yapılan incelemede işyerinde 377 işçinin çalıştığının ve çalışan bu işçilerin tamamının yetki alan sendika üyesi olduklarının tespit edildiği anlaşılmaktadır. Şu durumda, her iki yetki safhasında da işverenin sendikalı işçileri çıkarmak gibi bir davranışının olmadığı görülmektedir. Üyelikleri üzerinden de çok zaman geçmiştir. Davalı o tarihlerdeki kriz nedeniyle işçi tenkisatı cihetine gittiğini ileri sürmüştür. Anlatılan bütün bu olgular neticesinde davalının, davacının iş aktini fesihte amacının sendikadan istifa etmemesi sebebine dayandığının kabulünde isabet olmaması gerekir. Bu nedenle kötüniyet tazminatı dahi gerekmez. Her ne kadar tanıklar davacının sendikadan istifaya zorlandığını söylemişlerse de, olayın anlatılan şekline ve safahatına göre tanık sözlerine itibar edilmesinde de isabet olamaz. Zira böyle bir istek, olayın ceryan şekline uygun düşmemektedir. O halde, kötüniyet tazminatı isteğinin reddine, sadece ihbar tazminatına karar vermelidir.
3- Davalının davacıya hizmet aktinin feshinden önceki aylarda avans olarak verdiği paranın da ücret olarak ve ücretine mahsuben verildiğinin kabulü gerekir. Böyle olunca avansın davacının hüküm altına alınan kıdem tazminatından mahsubu doğru olmaz.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda ikinci bentte gösterilen nedenle davalı, üçüncü bentte gösterilen nedenle davacı yararına BOZULMASINA, 02.06.1992 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy