(506 S. K. m. 11)
Dava: Davacı, iş kazasından doğan maddi ve manevi zararın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava iş kazası sonucu uğranılan zararların tazmini davası olup, İş Mahkemeleri'nin görevli olması itibarıyla ve davanın İş Mahkemesi'ne açılmış olması dikkate alınarak kararın İş Mahkemesi sıfatı ile verildiğine dair açıklık getirilmesi gerekirken böyle bir açıklık verilmeden hükme bağlanması davaya İş Mahkemesi sıfatı ile bakılmadığını göstermez ise de, bu noksanlık temyiz bakımından davalı belediyeyi yanıltmış olacağından temyizinin süresinde olduğunun kabulü ile her iki davalının temyizi yönünde yapılan inceleme sonunda:
1 - Her ne kadar (A) Tıp Fakültesi Hastanesi'nden verilen rapora göre davacı % 21 oranında sürekli işgücü kaybına uğradığının kabulü ile maddi tazminat hesabı yapılmış ve ona göre hüküm tesis edilmiş ise de, sözü edilen maluliyetin SS Sağlık İşlemleri Tüzüğü'ne göre tespit edildiği rapordan anlaşılamamaktadır. Maluliyetin SS Sağlık İşlemleri Tüzüğü'ne göre saptanması gerekir. Bundan başka iş kazası sonucu uğranılan maluliyetin % 10 ve daha yukarı olması halinde 506 sayılı SSK'nın 19 uncu maddesine göre kazalıya iş kazası sigortasından gelir bağlanır ve bağlanan gelirin peşin değeri maddi tazminattan mahsup edilir. Mahkemece bu yolda gerekli araştırma ve inceleme de yapılmamıştır. Gelir bağlanmışsa buna ait evrakların kurumdan istenilip dosyaya konulması ve peşin değerlerinin sorulup saptanması gerekir. Şayet henüz Kurumca gelir bağlanmamışsa, bunun temini için davacıya mehil tanımak ve sonucu beklenerek ona göre işlem yapmak icap eder.
2 - Bu olay nedeni ile davacıya geçici iş görmezlik ödeneği ödenmesi ile ilgili Kurum yazısında kendisinin de kusurlu olduğu belirtilerek yapılacak ödemede 506 sayılı Kanun'un 111 inci maddesinin uygulanacağından söz edilmiştir. Bu bilginin sigorta müfettişinin düzenlediği rapora dayandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle yukarıda işaret edildiği üzere olay ile ilgili sigorta kurumundaki tüm tahkikat evrakı getirtildikten sonra olayın bir iş kazası olduğu göz önünde tutularak iş güvenliğinden anlayan üç kişilik bir bilirkişi kurulu aracılığı ile tekrar kusur incelemesi yaptırılması gerekirken, sözü edilen tahkikat evrakı getirtilip dosyaya konmadan ve kurum müfettişinin tesbit ettiği hususlar incelenip irdelenmeden alınan kusur raporuna göre hüküm tesisi doğru değildir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 26.10.1992 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy