1475 S. K. m. 13, 74) (818 S. K. m. 321, 332)
Dava: Davacı, işkazasından doğan maddi ve manevi zararın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı S.T. avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı işçinin olay tarihinde görevli olduğu benzin istasyonunda çalışmakta iken üçüncü şahsa ait bir araca benzin doldururken üçüncü şahsın bagajda bir eşya ararken yaktığı kibritle benzinin ateş alması sonucunda yaralandığı, toplanan deliller ve dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesine göre olayda üçüncü şahıs durumundaki özel araç sahibi % 100 kusurludur. Daha önce iş müfettişi ve sigorta müfettişi tarafından yapılan inceleme ve araştırma sonucunda da gerek işçinin ve gerekse işverenin kusurlu olmadıkları sonucuna varılmıştır. Olayın bu cereyan şekline göre işverenin eylemi ile meydana gelen sonuç, yani zarar arasında uygun sebep-sonuç bağı bulunmamaktadır. Bu durumda meydana gelen olayda işverenin sorumlu tutulması olanağı yoktur. Yargıtay İçtihatları da bu doğrultudadır.
Belirtilen bu maddi ve hukuki olgulara göre manevi tazminat isteğinin reddine karar vermek gerekirken aksine düşünce ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan sebeple BOZULMASINA, 25.05.1992 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Yerel mahkeme kararı ve özellikle gerekçesi doğrudur. Her ne kadar meydana gelen işkazasının oluşumunda davalı işverenin herhangi bir kusuru yoksa da, davacı davalı işverenin işini görürken malül kalmıştır. Bu nedenle davalı işverenin kusursuz sorumluluğu vardır, bu yüzden davacıya tazminat vermesi gerekir. Dolayısıyla sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy