(506 S. K. m. 69) (1475 S. K. m. 62, 73)
Dava: Davacı, iş kazasından doğan maddi ve manevi zararın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ölenin anne ve babası maddi tazminat istemişlerdir. Anne ve babanın maddi tazminat isteyebilmeleri için ölenin maddi desteğinden yoksun kaldıklarını ispat etmeleri gerekir. Gösterdikleri şahitler babanın öğretmen emeklisi olduğunu ve bir evinin bulunduğunu söylemişlerdir. Sosyal durumları itibariyle bir evi bulunan ve emekli maaşı olan bir kimsenin işçi olan evli ve çocuklu evladının desteğine ihtiyacı bulunup, bulunmadığı, aldığı emekli maaşının neden ibaret olduğu da araştırılıp tespit edilmek suretiyle bir değerlendirilmeye gidilmesi gerekir. Bir erkek çocuğunun bulunduğunun da değerlendirilmede nazara alınması icabeder. Sırf şahit beyanlarına göre kendilerinin ölenin maddi desteğine muhtaç oldukları sonucuna varılarak hüküm kurulması doğru değildir.
3- Ölenin eşi ve bir çocuğunun bulunduğu, bunların da daha önce açtıkları davada maddi ve manevi tazminata karar verildiği görülmektedir. Ölenin 1958 doğumlu ve öldüğü tarihte 29 yaşında olduğu anlaşılmaktadır. Yargıtay içtihatlarına göre ana ve babanın maddi tazminatlarında destek payları ayrılırken genelde ölenin iki çocuğunun olabileceği farz edilmektedir. Bu hususun da payların ayrılmasında dikkate alınması gerekir. Oysa hesaplar, ölenin bir çocuklu olduğu ve ilerde çocuk sayısında artma olabileceği göz önüne
alınmadan yapılmıştır. Bu şekilde hesap yapılması da isabetli değildir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, 22.06.1992 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy