(2822 S.K. m. 25, 45, 46)
Dava: K.Ö. ve G.Ö. adlarına Avukat T.A. ile davalılar arasındaki dava hakkında Karacabey Asliye Hukuk Hakimliği'nden İş Mahkemesi sıfatıyla verilen 28.5.1992 günlü ve 311/232 sayılı hüküm, davalılardan İ.A. ve diğerleri avukatınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili; müvekkillerine ait fabrikada işçi olarak çalışan davalıların 19.7.1991 tarihinde topluca işlerini terkettiklerini, bu yüzden de fabrikayı büyük zarara uğrattıklarını öne sürerek 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu'nun 46. maddesi uyarınca davalı işçilerin kanunsuz grev yaptıklarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Bir kısım davalılar vekili ve diğer davalılar; olayın fabrikada çalışan işçilerin sendikaya üye olmalarından kaynaklandığını, işverenin sendika üyeliğinden vazgeçmeleri için işçilere baskı yaptığını, vazgeçmemeleri üzerine de fabrikadan çıkardığını, kanunsuz bir grevin söz konusu olmadığını savunmuşlardır.
Mahkemece davalılar işi topluca bırakarak iş yerindeki faaliyetin durmasına neden olduklarını kabul edilerek bu hareketlerinin kanunsuz grev olarak tespitine karar verilmiştir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerden ve özellikle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bursa Bölge Müdürlüğü'nün 5.8.1991 tarih ve 18625. 13-6 sayılı yazılarından, işyerinde çalışan bir kısım işçilerin ve bu arada davalıların olaydan kısa bir süre önce sendikaya üye oldukları, olaydan önce 18.7.1991 tarihinde çalışan 21 işçinin 18'inin sendika üyesi bulundukları, bu işçilerin mensup oldukları sendikaya 8.7.1991 tarihinde Çalışma Genel Müdürlüğü'nce işyerinde çoğunluğa sahip olduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır. Davalı şahitleri de, açık ve kesin biçimde olayın işçilerin sendikaya üye olmalarından kaynaklandığını, sendikadan ayrılmaları için davalı işçilere baskı yapıldığını ve ayrılmamaları üzerine de işyerinden dışarı çıkarıldıklarını belirtmişlerdir. Buna karşılık, davacı şahitleri, genelde işçilerin olay günü işyerinde bulunmadıklarını söylemekle yetinmişler, gelmeme konusunda ise bir açıklama yapmamışlardır. Dosya içindeki işyerinde tutulan ve işçilerin olay günü çalışmadıklarını belirten tutanaklarla davalı işçilerden "mazeretsiz olarak işe gelmedikleri"ne dair alınan beyanlar inandırıcı nitelikte görülmemektedir. Gerçekten, bu beyanların tümü aynı kişi tarafından elyazısı ile yazılarak işçilere imzalatılmıştır. İşyerinde sendikalaşma hareketinin yoğunlaştığı ve toplu iş sözleşmesi yapılmasının sözkonusu olduğu bir sırada ve olayların cereyan şekli itibariyle bu belgelere itibar etmek olanağı yoktur. Bu nedenle davanın reddi gerekir.
Bundan başka, 2822 sayılı Yasa'nın 46. maddesi içeriğine göre, karar verilen veya uygulanmakta olan bir grev veya lokavtın kanun dışı olup olmadığının tespitine karar verilebilir. Şayet uygulanmakta olan bir grev sona erdirilmişse, artık tespit davası açılamaz. İşverenin greve iştirak etmiş olan işçilerin iş akitlerini feshetmiş olması halinde, uygulanmakta olan bir grevden söz edilemez. Bölge Çalışma Müdürlüğünün yazısında, davacı işçilerin iş akitlerinin olaydan sonra ve bu davadan önce 29.7.1991 tarihinde feshedildiği yazılıdır. Gerçekten, davalıların iş akitlerinin davadan önce işveren tarafından feshedilmişse, işveren böyle bir tespit davası açamıyacağından, davanın öncelikle bu noktadan reddine karar vermek gerekir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, (Adli ara vermede Nöbetçi Hukuk Kurulu'nca) 3.8.1992 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy