(506 S. K. m. 12) (1475 S. K. m. 13, 14)
Dava: Davacı, kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- İş Kanunu'nun 14. maddesinin 4.fıkrası hükmü, kamu kuruluşunda çalışan işçinin hizmet sözleşmesini yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla feshetmesi haliyle sınırlı olmak üzere işçinin kıdeminin değişik kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplam üzerinden hesap edileceğini öngörmektedir. Görülüyor ki, değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi, kıdem tazminatının ödeneceği yaşlılık veya malullük aylığı ya da toptan ödeme almak amacıyla hizmet sözleşmesini feshetmesi halinde, söz konusudur. Şayet hizmet akdi aylık ya da toptan ödeme almak amacı dışında başka bir nedenle feshedilmiş ise, değişik kamu kuruluşları da geçen hizmet süreleri birleştirilmek suretiyle kıdem tazminatı ödenmesi söz konusu olamaz. (S. Reisoğlu, Kıdem Tazminatı, Ankara-1976, Sh.56 vd.; M.Ekonomi İş Hukuku, Cilt I.Ferdi İş Hukuku, 8.Bası, İstanbul-1984, Sh.250 vd.; M.Cuhruk, Kıdem Tazminatı ve Uygulaması, Ankara- 1978, Sh.8,49 vd.; N.Çelik, İş Hukuku Dersleri, 10.Bası, İstanbul-1990, Sh. 197; T.Centel, İş Hukuku, Cilt I.Bireysel İş Hukuku, İstanbul-1992, Sh.210; K.Tunçomağ, İş Hukukunun Esasları, İstanbul 1988, Sh. 240; M. Çemberi, İş Kanunu Şerhi, 5.Bası, Ankara-1984, Sh.302). Nitekim Dairemizin yerleşik görüşü ve uygulaması da bu doğrultuda olmuştur. Bu kural Sosyal Sigortalar Kurumu'na borçlanılan muvazzaf askerlik hizmeti süresinin kıdem tazminatının hesabında kıdeme dahil edilmesi konusunda da aynen geçerdir.
Olayımızda, davacının hizmet akdi, İş Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca ihbar ve kıdem tazminatları ödenmek suretiyle işveren tarafından feshedilmiştir. İşçinin fesih tarihinde yaşlılık aylığı almaya hak kazanmış bulunması (İşverenin fesih yazısında davacının emeklilik hakkını kazandığından söz edilse bile), onun emekliye sevk edildiği anlamına da gelmez. Çünkü, işverenin böyle bir yetkisi yoktur. Gerçekten, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu zorunlu emeklilik sistemini öngörmemiş, yaşlılık aylığından yararlanmayı işçinin kendi isteğine bırakmıştır. İşçi istekte bulunmadıkça, işverenin veya Sosyal Sigortalar Kurumu'nun re'sen emekliye sevk yetkisi yoktur.
Öte yandan fesih, bozucu yenilik doğuran bir irade açıklaması olup, karşı tarafa ulaşmakla hüküm ve sonuçlarını doğurur. Fesihten sonra meydana gelen olay (davacının emeklilik için Sosyal Sigortalar Kurumu'na Başvurması), feshin hukuki sonuçlarını etkilemez. Böyle olunca da, davacının iş akdini yaşlılık aylığı almak amacıyla feshettiğinden söz etmek mümkün değildir.
Yukarıda açıklanan ilkeler gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, 10.06.1993 gününde oybirliği ile karar verildi.
KARŞIOY
1- İş Kanunu'nun 14/4'üncü maddesindeki hükme göre; TC. Emekli Sandığı Kanunu'na veya Sosyal Sigortalar Kanunu'na tabi olarak aynı veya değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanunu'na göre:
(1) Yaşlılık aylığına,
(2) Malullük aylığına veya
(3) Toptan ödemeye,
Hak kazanan işçiye kıdem tazminatı, son işveren kamu kuruluşu tarafından toplam süre üzerinden ödenir.
Görüldüğü gibi burada esas olan, hizmetlerin birleştirilmesi halinde toplam sürenin yaşlılık aylığı veya malullük aylığı ya da toptan ödemeye hak kazanmayı sağlamasıdır. Eğer bu sağlanamıyorsa, o takdirde hizmet birleştirilmesi yapılamayacaktır. Çoğunluk görüşünde ifade edildiği gibi hizmet birleştirmesinin sadece yaşlılık aylığı, malullük aylığı ya da toptan ödeme almak amacıyla iş akdinin sona ermesi halinde söz konusu olabileceği şeklindeki yoruma katılmak mümkün değildir. Zira maddede sadece "hak kazanmak"tan söz edilmiş, ancak bu üç şekilde iş akdinin sona ermesi hallerinde birleştirme yapılabileceği şeklinde bir sınırlama getirilmemiştir.
Bize göre hizmet sürelerinin toplamı halinde eğer yaşlılık, malullük aylığı ya da toptan ödemeye hak kazanılıyorsa o takdirde İş Kanunu'nun 14. maddesine göre hesaplanacak tüm kıdem tazminatların da hizmet birleştirmesi mümkündür. Nitekim, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 15.03.1984 gün ve 1984/1592-2793 sayılı kararında da; iş akdinin kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekil de sona ermesi halinde değişik kamu kuruluşlarında geçirilen hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşunca kıdem tazminatı ödenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bu nedenlerle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
2- Muvazzaf askerlikte geçen ve borçlanılan sürenin kıdem tazminatı hesabında, İş Kanunu'nun 14/4'üncü maddesindeki şartları varsa dikkate alınabileceği şeklindeki çoğunluk görüşüne de katılmam mümkün değildir. Zira İş Kanunu'nun 14/4'üncü maddesinde TC. Emekli Sandığı Kanunu'na veya Sosyal Sigortalar Kanunu'na tabi olarak kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilebileceği ifade edilmiştir. Muvazzaf askerlik, yedek subaylık hariç ne TC. Emekli sandığı'na ne de, Sosyal Sigortalar Kanunu'na tabi bir hizmettir. Bu dönemde taraflar arasında herhangi bir hizmet akdi söz konusu olmadığı gibi, bu sürenin borçlanılarak prim ödeme gün sayısına eklenmesi imkanının tanınması ile de o dönem için bir hizmet ilişkisinin varlığı kabul edilmiş olmamakta sadece bu süreler sigortalılık süresine eklenmektedir. Muvazzaf askerlik süresinin borçlanılması sadece sosyal güvenlik açısından hukuki sonuç doğurur. Hizmet akdine dayanmayan bu sürenin kıdem tazminatında dikkate alınması kıdem tazminatı müessesesinin hukuki yapısına aykırıdır.
Nitekim öğretide de büyük çoğunluk bu görüşümüzü paylaşmaktadır. (Taşkent İHU.14. (No-42,) Tuncay İHU.14 (No-37), Şahlanan İHU.14 (No-38) Ekonomi 1989 kararları MESS.SH.94.)
Bu nedenlerle borçlanılan muvazzaf askerlik süresinin İş Kanunu'nun 14/4'üncü maddedeki koşullar dahilinde, kıdem tazminatının hesabında dikkate alınabileceği yolundaki çoğunluk düşüncesine de katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy