(1475 S. K. m. 16)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı, ikramiye ve ücret alacağı, izin harçlığı, yakacak yardımı ile vergi iadesi alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm, duruşmalı olarak davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK'nun 435. maddesi gereğince duruşma isteğinin süreden reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, ücretlerinin ödenmemesi nedeni ile iş akdini feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile diğer işçilik haklarının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere, toplanan delillere ve özellikle icra takip dosyası ile mercii kararına göre, davalı işverenin işyerinde işin durdurulması nedeni ile 21.07.1993 tarihinden itibaren ve 20.08.1993 tarihinde işbaşı yapmak üzere davacıya ücretli izin verdiği, 17.08.1993 tarihinde verilen ücretli iznin bir ay daha uzatıldığı ve 17.09.1993 tarihinde yapılan ilanla 20.09.1993 günü işbaşı yapılacağı ve 24.09.1993'de de ücretlerin ödeneceğinin duyurulduğu anlaşılmaktadır. Ancak davacıya, 01.07.1993 tarihinden itibaren ücret ve ücretli izin parası ödenmemiştir. Bu nedenle davacı 04.08.1993 tarihinde icra takibine girişmiş ve işveren 10.08.1993 tarihinde bu takibe borcu olmadığından söz ederek itiraz etmiştir. Ne var ki, icra tetkik merciince, itiraz yerinde görülmeyerek reddedilmiş ve Yargıtay'ca da onanmak suretiyle de kesinleşmiştir.
Davacı, ücretlerinin ödenmemesi nedeni ile 17.09.1993 tarihinde iş akdini feshettiğini bildirmiştir. Gerçekten iş Kanunu'nun 16/II-d maddesi uyarınca işçi işçilik haklarının ödenmemesi nedeni ile iş akdini bildirimsiz olarak feshedebilir. Somut olayda, davacının iş aktini feshettiği 17.09.1993 tarihine kadar ücret ve ücretli izin parasının ödenmediği açıkça anlaşılmasına göre, işçi iş aktini fesihte haklıdır. Bu durumda gerçekleşecek kıdem tazminatının hüküm altına alınması gerekir, işverenin daha sonraki bir tarihte hakların ödeneceğini bildirmiş bulunması bu hukuki sonucu değiştirmeyeceği gibi, bireysel hizmet akdinin 16. maddesi hükmü de davanın reddine dayanarak yapılamaz.
Öte yandan davacının hüküm altına alınmasını istediği diğer işçilik hakları ile ilgili olarak mahkemece gerekli ve yeterli bir araştırma ve incelemede yapılmamıştır. Tarafların bu konudaki delilleri sorulup, toplanmak ve değerlendirilmek suretiyle bir sonuca varılmalıdır.
Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan hatalı değerlendirme ve eksik inceleme ile isteklerin tümünün reddedilmiş olması, isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, 13.05.1994 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy