(1475 S. K. m. 14, 13)
Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatıyla izin ücretinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, ihbar, kıdem tazminatları ile yıllık izin ücreti taleplerinde bulunmuş, mahkemece istekler kabul edilmiş ve karar davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Davalı taraf cevap ve temyiz dilekçelerinde, dava dilekçesinin kendilerine tebliğ edilmediğini ve açılmış olan davaya ancak ek dava dolayısıyla muttali olduklarını ve tebligat yapılan kişinin apartman yöneticisi ile birlikte oturmadığını ve bu konunun araştırılması için posta işletmesine başvurulduğunu, mahkemeden bu konunun araştırılmasını veya araştırmanın sonucu için kendilerine süre verilmesi gerektiğini ileri sürmekle beraber, davacı tarafın aynı taleplerle ilgili olarak 11.9.1995 tarihinde Ankara 6. İş Mahkemesi'nin 1995/2956 esasında kayıtlı davayı açıp, bu davayı 20.12.1995 tarihinden itibaren takipsiz bıraktıklarını ve yeni açılan davaya da 27.5.1996 tarihinde muttali olduklarını belirterek derdestlik itirazında da bulunmuşlardır.
Mahkemenin 1995/3190 esasında kayıtlı dava dilekçesinin örneği 17.10.1995 tarihinde davalı tarafa tebliğ edilmiş görünmekle beraber, tebligat parçasında, aynı çatı altında birlikte oturan yeğeni A. imzasına tebliğ edilmiş olduğu kaydı konulmuştur.
Davalı taraf, apartman yöneticisi olan S.Ö.'nün yalnız yaşayan bir kişi olduğunu ve bu kişinin A. adında bir yeğeni olmadığı gibi, böyle bir kişinin apartman yöneticisi ile birlikte yaşamadığını ileri sürmektedirler.
Tebligat Yasası ve Tebligat Nizamnamesi hükümlerine göre, tebligat yapılacak kimse adresinde bulunmazsa, tebligat kendisi ile birlikte oturan aile efradından ve hizmetçilerden birine yapılır. Ancak, muhatap adına kendilerine tebligat yapılacak bu kimselerin muhatap ile birlikte oturmaları şarttır. Birlikte oturması şartı ile muhatabın yeğenine yapılan tebligat da geçerlidir.
Tebligat memurunun yapmış olduğu tebligatın geçersiz olduğu ileri sürülerek mahkemeden bu hususun araştırılması istenmektedir. Mahkemenin bu husus üzerinde durup, gerekli araştırmayı yapmadan ve tebligat yapılan kişinin muhatapla birlikte oturup, oturmadığının araştırılmaması ve bu savunmanın üzerinde hiç durulmaması ve kararda tartışılmaması hatalıdır. Ayrıca ek davanın tebligatının doğrudan doğruya S.Ö.'ye yapılması ve duruşma gününün 18.6.1996 olarak belirtilmesi ve bu tarihte davalı vekilinin duruşmalara katılması ve duruşmadan önce 5.6.1996 tarihinde yazılı beyanını vermesi karşısında daha önce açılmış olan davanın tebligatın davalıya ulaştığının kabulü mümkün olmamaktadır. Mahkemenin gerekli araştırma yapmadan karar vermesi hatalı olup bozma nedenidir.
Davalı taraf ayrıca derdestlik itirazında bulunmuştur. Taraflar arasında daha önce açılıp takipsiz bırakılan bir davanın mevcut olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece tebligatın geçerliliği yönünde yapılması gereken araştırma sonunda, tebligatın usulsüz yapıldığı ve dolayısıyla geçersiz olduğu kanısına ulaşılırsa, ıttıla tarihi olarak kabul edilen 27.5.1996 tarihi esas alınmak ve Ankara 6. İş Mahkemesi'nin 1995/2956 esas sayılı dosyası da getirtilmek suretiyle derdestlik itirazının da karara bağlanması gerekirken mahkemenin eksik incelemeler sonucunda vermiş olduğu karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda belirtilen nedenlerden BOZULMASINA, 16.12.1996 tarihinde oybirliği ile karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy