(1475 S. K. m. 13, 14) (HG. 26.01.1994 T. 1993/9-663 E. 1994/ 15 K.)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı farkının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14/4. maddesine göre değişik kamu kurumlarında geçen hizmet sürelerinin ve bu arada SSK'na borçlanılan muvazzaf askerlik hizmetinin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınabilmesi için iş aktinin işçi tarafından yaşlılık veya malullük aylığı ya da toptan ödeme almak amacıyla feshedilmiş bulunması gerekir.
Somut olayda davacı işçinin iş akti İş Kanunu'nun 13. maddesine göre işveren tarafından feshedilmiştir. İşçinin feshi müteakip emekli olması bu hukuki sonucu değiştirmez. Bu durumda borçlanılan askerlik hizmeti süresi kıdem tazminatı hesabında dikkate alınamaz. Dairemizin ve YHGK'nun yerleşmiş uygulaması da bu doğrultudadır. (HGK. 26.1.1994 gün, 1993/9-663 Esas sayılı kararı) O halde davanın reddine karar verilmek gerekir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, 08.03.1994 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Mahkemenin kararı 1475 sayılı Yasanın 14/4. maddesi ile 1992 yılında alınan ( örneğin 19.10.1992 gün 92/9012 esas 92/11484 karar sayılı karar dairemiz kararlarına uygundur. Bu nedenle mahkeme kararının onanması görüşünde olduğumdan çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.
Yukarıda açıklanan daire kararından açıklanan görüşün oluşmasına neden 1991 yılında yayınlanan Başbakanlık genelgesi sonucu kamu işyerlerinde meydana gelen gelişmelerdir. Zira bu genelge ile işçi tasfiyesi sağlayabilmek için emekliliği gelen işçilerin hizmet akitlerinin sona erdirilmesi istenmiş, bunun üzerine kamu işyerlerinde bu durumdaki işçilerden emekli olmaları yeni hizmet aktinin bizzat işçiler tarafından sona erdirilmesi talep edilmiş, bu yola giden işçilere hizmet birleştirilmesi yapılarak kıdem tazminatı ödenmiş, ihbar tazminatı ise ödenmemiştir. İşverenin bu teklifini kabul etmeyen ve davacı gibi davranan işçilerin hizmet akitleri ise işveren tarafından İş Yasası'nın 13. maddesi gereğince sona erdirilmiş ihbar ve kıdem tazminatı ödenmiş ancak kıdem süresi ve tazminatı hesaplanırken hizmet birleştirilmesi yapılmamıştır.
İşverenin bu farklı uygulaması bizzat emekli olmayı kabul etmeyen işçileri (İşverenlerin re'sen emekli etme hakkı bulunmadığından) cezalandırma amacını güden kötü niyetli bir davranış olup, yasa tarafından himaye edilmesi mümkün değildir.
İş Yasası'nın 14/4. maddesinin bu gelişmeler sonucu işçi lehine yorumuna engel bir durum olmadığı için dairemizin 1992 yılında oluşan görüşünün sürdürülmesinin, iş hukuku ilkelerine uygun olacağını düşünmekteyim.
Zira İş Yasası'nın 14/4. maddesinde; çoğunluğun kabul ettiği gibi maddede belirtilen nedenlerle hizmet aktinin işçi tarafından sona erdirilmesinden bahsedilmemiş, anılan madde de ... yaşlılık veya malullük aylığına... HAK KAZANAN ifadesi kullanılmıştır. Davacının hizmet akdi sona erdirildiği tarihte yaşlılık aylığına hak kazandığı ve hemen kuruma başvurarak emekli aylığını bağlattığı anlaşıldığına göre davacının kamu kuruluşlarında geçen hizmetlerinin birleştirilerek kendisine kıdem tazminatı ödenmesi gerekir. Mahkemenin bu yöndeki kararı yasal olup, onanmalıdır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy