(1475 S. K. m.18) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı, fazla çalışma ve izin ücreti, ücret alacağı, hafta ve genel tatil gündelikleriyle manevi tazminat alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıya ait işyerinde çalışırken kovulması suretiyle hizmet sözleşmesinin feshedildiğini ileri sürmek suretiyle kıdem tazminatı ile işçilik haklarının ve ayrıca olay nedeni ile manevi tazminatın hüküm altına alınmasını istemiş, mahkemece 5.2.1992 fesih tarihinden 27.2.1992 dava tarihine kadar altı işgünlük sürenin geçmiş olması nedeni ile tüm isteklerin reddine karar verilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki 1475 sayılı İş Kanununun 18 inci maddesine öngörülen altı işgünlük süre işçi ya da işveren tarafından akti fesih yetkisi ile ilgilidir. Bu sürenin dava açma hakkına bir etkisi bulunmamaktadır. Buna göre iş akti haksız olarak feshedilen işçi zamanaşımı süresi içerisinde her zaman dava açma yetkisini haizdir.
Dosyadaki bilgi, belgelere ve tanık anlatımlarına göre ustabaşı olan davacının yağmur yağması nedeni ile açık havada çalışan işçilerin erken gönderilmesi üzerine ertesi günü çıkan münakaşa sonucunda davacının işinden çıkartıldığı anlaşılmaktadır. Bu oluşa göre haksız işinden çıkartılan davacı işçinin kıdem tazminatına hak kazandığının kabulü gerekir. Öte yandan davacı ayrıca işçilik haklarının ödettirilmesi ve duyduğu üzüntü nedeni ile takdir olunacak manevi tazminat talebinde de bulunmuş olduğuna göre, bu istekler üzerinde de durularak gerçekleştiği takdirde bunlarında hüküm altına alınması gerçekleşen haklar bakımından gerektiği takdirde bilirkişi mütalaasına başvurularak sonucuna göre hüküm kurulması gerekir.
Eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan sebeple BOZULMASINA, 04.12.1995 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy