(2821 S. K. m. 29)
Dava: Taraflar arasındaki, kıdem tazminatı ve kötü niyet tazminatının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle reddine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.10.1995 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına Avukat H.A. ile karşı taraf adına O.S. geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı 27.02.1973 tarihinden 31.08.1989 tarihine kadar işyerinde çalışmıştır. Bu tarihte sendika yöneticisi olarak işten ayrılmış, daha sonra sendikaca profesyonel sendika yöneticilik görevi sona erdirilmiş, amatör olarak yöneticiliğe devam etmiştir.
Davacı açmış olduğu bu dava ile işe tekrar alınmadığından söz ederek kıdem tazminatı isteğinde bulunmuş mahkemece Sendikalar Kanunu'nun 29. maddesinde öngörülen koşullar gerçekleşmediği için bu isteğin de reddine karar vermiştir.
2821 Sayılı Sendikalar Kanunu'nun 29. maddesinde, sendika yöneticiliğine seçilmek suretiyle işten ayrılan işçinin eski kıdem hakkı saklı tutulmuştur. Anılan maddenin ilk fıkrasında sınırlı olarak belirtilme sendikadaki görevden ayrılıp, tekrar işe dönmesi halleri yeniden işe alınması ile ilgilidir. Bu nedenle işçinin daha önce işyerinde geçen ve sendikada görev alması nedeniyle sona eren, hizmet sözleşmesine ilişkin kıdem tazminatına hakkı olduğu kabul edilmek gerekir. Bu durumda mahkemeye yapılacak iş, davacının çalıştığı ve sendikada görev almak suretiyle ayrıldığı tarihe kadar geçen hizmetinin, işyerinden ayrıldığı tarihteki koşullara göre, hesaplanacak kıdem tazminatının hüküm altına alınmasından ibarettir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, 10.10.1995 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacının davalıya ait işyerinde 27.02.1973 tarihinde çalışmaya başladığı, sendika yönetim kuruluna seçildiği için 31.08.1989 tarihinde işyerinden ayrıldığı, bilahare 14.12.1992 tarihinde işverene başvurarak 18.1.1992 günü sendikadaki görevinin sona erdiğini 2821 sayılı yasanın 29. maddesi gereğince tekrar bankadaki eski görevine dönmek istediğini bildirdiği, davalı bankanın davacıya verdiği 11.01.1993 tarihli cevabında Banksis Sendikasına 05.01.1993 tarihli yazısında halen Banksis Sendikasının İstanbul Şubesi Asil Üyeleri arasında gösterildiğini, sendika yöneticilik görevinin devam etmesi ve eski görev kadrosunun boş olmaması nedenleri ile isteğinin yerine getirilemeyeceğinin bildirildiği, davacının bu cevap üzerine işveren bankaya 20.01.1993 tarihli yazı ile başvurarak kıdem tazminatını ödemek şartıyla 20.01.1993 tarihinde emekli olmak istediğini bildirdiği anlaşılmaktadır.
Davacı dava dilekçesinde, hizmet akdinin sendika yöneticisi seçilmekle sona ermediğini, işverence, yeniden işe başlatılması isteğinin ret edilmesi suretiyle sona erdirildiğini iddia etmiş, temyiz dilekçesinde ise sendika yöneticisi seçilmekle askıda olan hizmet akdinin tarafından emeklilik nedeniyle sona erdirildiğini bu nedenle kıdem tazminatına hak kazandığını ileri sürmüştür.
Davacı hizmet akdinin kim tarafından ne sebeple sona erdirildiği hususunda çelişkili iddialar ileri sürmektedir. Dairemizin, çoğunluğunu akdin fesih tarihi ve şekli hususlarındaki kabullerine davacının iddiaları ile bileşmemektedir.
Bu nedenlerle davacının davalı bankadaki hizmet akdinin hangi tarihte, kim tarafından ne sebeple sona erdirildiğinin belirlenmesi gerekir. Zira dava konusu yapılan kötü niyet tazminatı ve kıdem tazminatına hak kazanılıp kazanılmadığı bu şekilde çözümlenecektir.
Davacı sendika yöneticisi seçilmekle davalıya ait işyerinden ayrıldığı 31.08.1989 tarihinde hizmet akdinin sona ermediğini akdin aksıya alındığını iddia etmekte, mahalli mahkeme ve dairemizde davacının hizmet akdinin 31.08.1989 tarihinde sona erdiğini kabul etmektedir. Bende akdin 31.08.1989 tarihinde sona erdiği görüşüne katılmaktayım.
Mahalli mahkemesinin kabul ettiği gibi 31.08.1989 tarihinde davacı sendika yöneticisi olması sebebiyle akdi sona erdirmiştir. Böyle bir sona erdiriş davacıya kıdem tazminatı isteme hakkı vermez. Zira 1475 sayılı iş yasasının 14. maddesinde sendika üyeliğine seçilme nedeniyle iş yerinden ayrılma kıdem tazminatına hak kazanılan hallerden sayılmamıştır.
Dairemizin çoğunluğu, kötü niyet tazminatı isteğinin reddini doğru bulup, kıdem tazminatının hesabında 31.08.1989 tarihindeki (yöneticiliğe seçilme sebebiyle işyerinden ayrılma tarihi) şartların esas alınması gerektiğini benimseyerek akdin anılan tarihte davacı tarafından sonra erdirildiğini kabul etmekte, ancak 2821 sayılı yasanın 29. maddesi gereği eski kıdem tazminatı hakkının saklı tutulduğu görüşünden hareketle davacının kıdem tazminatı isteğinin hüküm altına alınması gerektiği gerekçesi ile mahalli mahkeme kararını bozmaktadır.
Dairemiz çoğunluğunun kabulünü benimsemek mümkün değildir. 31.08.1989 günü akdin davacı tarafından fesih edildiği kabul edildiğine ve davacının fesih sebebi 1475 sayılı yasanın 14. maddesindeki hallerden olmadığına göre davacı anılan tarihte kıdem tazminatına hak kazanamamıştır. akdin bu tarihte sona erdiği başka bir anlatımla askıya alınmadığı kabul edildiğine göre davacının kıdem tazminat hakkının ihyası için 2821 sayılı yasanın 29/1. maddesindeki koşulların oluşması gerekir. Eğer alınan maddedeki koşullar oluşursa ancak bu halde davacının eksi kıdem hakları saklı kalacak başka bir anlatımla ihya olacaktır. Bu şartlar oluşmadıkça davacı eski çalışmalarından söz ederek kıdem tazminatını davalıdan talep edemez.
Davacı seçildiği sendika şubesi yöneticiliği görevinden ayrılmadığı, bunun sonucu 2821 sayılı yasanın 29/1. maddesindeki belirlenen haller gerçekleşmediği için davalı işveren tarafından işe başlatılmamış ve kendisi ile yeni bir hizmet akdi kurulmamıştır. Yeni bir hizmet akdi kurulmadan davacı bağlı bulunduğu sandıktan emekli olmuştur. Bu nedenlerledir ki davacının eksi kıdem haklarının saklı tutulduğunun ve ilya edildiğinin, 29/2. maddeden söz edilerek kıdem tazminatı isteğinde haklı olduğunun kabulü mümkün değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle mahalli mahkemenin kıdem tazminatı isteğini de red etmesi gerekçesini ve kararını doğru bulduğumdan, onanması gerektiğini düşündüğümden çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy