(1475 S. K. m. 14)
Davacı, ücret farkı alacağı, kıdem tazminatı ve faiz alacağı ile gecikme zammı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına alınıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi. Gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı, kıdem tazminatının geç ödenmesi nedeniyle İş Kanununun 14/11. maddesine göre hesap edilecek geçmiş günler faizi ile birlikte, TİS'nde geç ödeme nedeniyle öngörülen cezai şartın hüküm altına alınmasını istemiştir. Davalı; fesih günü davacıyla sulh anlaşması yapıldığını, bu anlaşmaya göre kıdem tazminatının bir ödeme planı çerçevesinde taksitler halinde ödenmesini davacının kabul ettiğini, bu bakımdan geçmiş günler faizi ile cezai şartı isteyemeyeceğini savunmuştur.
Mahkemece bilirkişi raporuna ve davacı tanıkların anlatımlarına dayanarak istekler hüküm altına alınmıştır.
Dosya içinde bulunan ve taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinin davalı işverence feshedildiği 15.06.1993 tarihinde düzenlenen Sulh ve İbraname başlıklı belgede; davacının açık ve seçik biçimde, kıdem tazminatının taksitler halinde ödenmesini kabul ettiğini, yasa ve sözleşmelerde belirlenmiş olan cezai şart ve mevduat faizlerinden vazgeçtiği belirtilmiştir. Davacı, bu belgeyi davalının baskısı ile imzalamak zorunda kaldığını, imzalamaması halinde kendisine ödeme yapılamayacağının bildirildiğini, bu hususları da tanıklarca kanıtlayacağını ileri sürmüş ve mahkemece de bu tanıklar dinlenmiş ise de, dinlenen tanıklar davacı gibi iş akdi feshedilen ve aynı durumda bulunan işçiler olup tarafsız değillerdir. Bu bakımdan yazılı belge karşısında bu tanık anlatımlarına itibar edilemez. Talimatla dinlenen tanık ise baskı yapıldığı konusunda açıklamada bulunmuş değildir. Belirtilmesi gereken bir diğer husus da; davacının bir süre bekledikten sonra, 30.06.1993 tarihli ihtarname ile kendisine baskı yapıldığından bahsetmiş olmasıdır. Tüm bu maddi ve hukuki olgular karşısında; yazılı biçimde düzenlenmiş olan sulh anlaşmasına itibar edilerek isteklerin reddine karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.01.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy