(2822 S. K. m. 45)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı farkı, ücret ve ikramiye alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davalı işveren çalıştırmakta olduğu tüm işçilerin iş akitlerini feshetmek suretiyle işyerini kapatmıştır. İşverenin bu davranışının kanunsuz lokavt olduğu mahkeme kararı ile saptanmıştır. Bu durumda hukuki hiçbir geçerliği olmayan işyerini kapatma eyleminin dayanağı olan iş akitlerini fesh etmenin de hukuki geçerliğinden de söz edilemez. Aksini düşünmek kötü niyetli işverene prim vermek olur. 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu'nun 45. maddesinin son fıkrasında, yasa dışı lokavtın yaptırımı olarak işçilerin lokavt süresine ait hizmet aktinden bütün haklarını bir iş karşılığı olmaksızın ödeme zorunluluğu getirmiştir. Mahkemece bu kural dikkate alınarak lokavt müddeti içinde çalışılmayan süre için istekler hüküm altına alınmıştır. O halde mahkeme kararının bu gerekçeyle ONANMASINA, 16.04.1996 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı üyesi bulunduğu ... Sendikası ile davalı işveren arasında sürdürülen Toplu İş Sözleşmesi müzakerelerinin 2.7.1991 günü uyuşmazlıkla sonuçlandığını, prosedürün sürdüğü sırada 29.7.1991 günü tüm işçilerin hizmet akitlerini sonra erdirerek işyerinin faaliyetini durdurduğunu, işverenin bu eylemin kanun dışı lokavt olduğunun, İzmir 2. İş Mahkemesi'nin 22.2.1993 gün ve 91/554 esas, 1993/50 karar sayılı ilamı ile saptandığını, kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 27.4.1993 gün ve 1993/5730-6876 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiğini,
Toplu İş Sözleşmesinin Grev ve Lokavt Kanunu'nun 45/3. maddesi gereğince lokavt süresince hizmet akdinden doğan bütün hakları bir iş karşılığı olmaksızın almaya hak kazandığını, lokavtın Ocak 1992'de sona erdiğini iddia ederek lokavt süresi olan 29.7.1991-31.1.1992 tarihleri arası süreye ilişkin kıdem tazminatı farkı, ücret ve ikramiye alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap layihasında davacının dayanağı olan 2822 sayılı Yasa'nın 45/3. maddesi gereğince istekte bulunulabilmesi için aktin lokavt süresi içerisinde işçi tarafından sona erdirilmesi gerektiğini, oysa ki, hizmet aktinin kriz nedeni ile işyeri kapanmadan önce işveren tarafından sona erdirildiğini, davacıya yasal haklarının ödendiğini, davacı tarafından ibraname ve feragatname verildiğini, davacının işyeri açıldığında tekrar çalışmadığını ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme, davacının isteği doğrultusunda lokavt süresine ilişkin ücret ve ikramiye alacaklarına karar vermiş, ayrıca davacının talebini aşar şekilde işverence kıdem tazminatı ödenen ve davacı tarafından ibraname verilen süreye ilişkin Yüksek Hakemler Kurulunca bağıtlanan Toplu İş Sözleşmesinden doğan kıdem tazminatı farkının tahsiline karar vermiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, mahalli mahkeme Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 74. ve 75. maddesi gereği tarafların istekleri ile bağlıdır. Buna rağmen dava konusu yapılmayan toplu iş sözleşmesinin zammından doğan kıdem tazminatı farkının hüküm altına alınması yasal bulunmayıp, davacı bu dönemle ilgili olarak işverene ibraname ve feragatname vermiştir. Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Ücret ve ikramiye alacak isteklerine gelince; bu isteklerin dayanağı 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Yasası'nın 45/3. maddesi aynen Kanun dışı lokavt yapılması halinde işçiler böyle bir lokavtı yapan işverenle olan hizmet akitlerini, feshin ihbarına lüzum olmaksızın haklı sebeple feshedebilirler ve her türlü haklarını talep edebilirler. İşveren bu işçilerin lokavt süresine ait hizmet aktinden doğan bütün haklarını bir iş karşılığı olmaksızın ödemeye ve uğradıkları zararları tazmine mecburdur hükmünü getirmiştir. Bu maddede kanunsuz lokavt sırasında hizmet akitleri devam eden ve bu lokavt sırasında hizmet akitlerini bizzat sona erdiren işçilerin hakları düzenlenmiştir. Zira kanun koyucu kanunsuz grev süresince işçileri işverene bağımlı kılmak istememiş, işçilere haklı fesih ve her türlü haklarını talep, lokavt süresine ait hizmet akdinden doğan bütün haklarını bir iş karşılığı olmaksızın isteme hakkını vermiştir.
Oysa ki olayımızda, davacının hizmet sözleşmesi kanunsuz lokavt başlangıcında işveren tarafından 1475 sayılı Yasa'nın 13. maddesi gereğince sona erdirilmiş, davacıya aktin fesih ve lokavtın başlangıç tarihi olarak kabul edilen 29.7.1991 tarihi itibariyle önceki çalışma süresine ait ihbar ve kıdem tazminatı ödenmiş ve bu süre ile ilgili davacı ibraname ve feragatname vermiştir. Esasen davacı bu nedenle 29.7.1991 tarihinden öncesini dava konusu yapmamıştır.
Davacı da aktin 29.7.1991 günü sona erdiğini kabul etmektedir. Davacının hizmet sözleşmesi kanunsuz lokavt başladıktan sonra devam etmediği ve akit lokavt sırasında işçi tarafından sona erdirilmediğine göre davacının 2822 sayılı Yasa'nın 45/3. maddesine dayalı isteğinin kabulü mümkün görülmemiştir.
Yasalarımızda 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun işyeri sendika temsilcisinin teminatını düzenleyen (işe iade) 30. maddesi dışında işverenin işçinin hizmet aktini feshinin geçerliliğini yok sayan bir düzenleme mevcut değildir. İşveren fesihle kötü niyetli ise veya fesih sendikal nedenlere dayanıyorsa işçi bu gibi hallerde kötü niyet veya sendikal tazminat talep edebilir. Dava konumu ise bu değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının ücret ve ikramiye isteklerinin de reddine karar verilmesi gerektiği kanısında olduğumdan ve mahalli mahkeme kararının bozulması gerektiğini düşündüğümden Dairemiz çoğunluğunun onama kararına katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy