(1475 S. K. m. 13, 14, 49, 58)
Dava: Taraflar arasındaki, ihbar ve kıdem tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 06.02.1996 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat S.B. ile karış taraf adına Avukat K.E. geldi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacının, ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayacak biçimde baltalimanı işyeri ile ilgili sözleşmede, gerek süre gerek devir yasağı konusunda yapıldığı ileri sürülen, tahrifatın, tanık anlatımlarından fesihten, 1 yıldan daha önce bir zamanda gerçekleştirildiği anlaşıldığına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı, işyerinde genel müdür konumunda, üst yöneticilik yapmakta olduğu sırada, yılık ücretli izin hakkını kullanmadığını ileri sürerek, istekte bulunmuş ve mahkemecede, istek hüküm altında alınmış ise de, davacının konumu üzerinde özellikle durulması gerekir. İşin düzenlenmesi, defterlerin tutulması kendi elinde bulunan, böyle bir üst yöneticinin, yıllık ücretli izinlerinin defterde gösterilmemiş olması olgusundan hareketle izin parasına hak kazandığının kabulü doğru olmaz. Somut olayda, tanıklarda, yıllık izinlerini kullandığını açık ve kesin şekilde söylemişlerdir. Olayın bu özelliği nedeniyle yıllık ücretli izin parasına ilişkin isteğin reddine karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile hüküm altına alınması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, 06.02.1996 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
1475 sayılı yasanın 58 inci maddesi işverene işyerinde ücretli izin defteri tutma zorunluluğu getirmiştir. Bu defter işyerinde hizmet akti ile çalışanların tümü için tutulacaktır. Dava tarihinden önce davacı işyerinden ayrılmıştır. Bu nedenle kayıtlar davalının elindedir. Oysaki davalı işyerinde tutulması gerekli izin defterini ve mahkemece hüküm altına alınan izin ücretlerinin ödendiği konusundaki bir belgeyi dosyaya sunmamıştır. Davacı yalnız 1992 yılı iznini yurt dışında kullandığını ve ücretini aldığını kabul etmiştir. Mahkeme 1992 yılı izin ücreti isteğini hüküm altına almamıştır. Davacının 1992 yılı dışındaki izinlerini kullandığı ve izin ücretlerinin ödendiği yasal ve yazılı delillerlekanıtlanabilmiş değilir. Özellikle izin ücretlerinin ödendiği hususunun tanıkla kanıtlanmasıda mümkün değildir. Böyle bir kabul, ücretlerin ödendiğininde tanıkla ispatı gibi bir sonuca götürürki en zayıf delil olan tanık anlatımını yazılı belgelere tercih gibi benimsenmesi mümkün olunamayacak bir durum yaratır. Esasen tanıklar izin ücretlerinin ödendiği hususunda hiçbir bilgi vermemişlerdir. Davalı tanıklarının izin kullanma konusundaki açıklamalarıda yetersizdir ve daha çok davacının duruşmada yurt dışında kullandığını kabul ettiği 1992 yılı iznine yöneliktir.
Yukarıda açıkladığım nedenlerle mahkeme kararının izin ücreti yönünden de onanması görüşünde olduğumdan Dairemiz çoğunluğunun bozma kararına katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy