(818 S. K. m. 161) (2821 S. K. m. 30)
Dava: Davacı, ihbar, kıdem ve kötü niyet tazminatları, giyim ve koruyucu eşya yardımı, ikramiye yıllık ücretli izin parası, tasarrufu teşvik kesintisi alacağı, İTİS farkı ve ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1. Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davacı işçinin üyesi bulunduğu A. sendikası ile davalı Belediye arasında 26.11.1993 tarihinde imzalanan 1.3.1993-28.2.1995 dönemini kapsayan toplu iş sözleşmesi yürürlüğünü sürdürürken A. sendikası Şube Başkanlığınca davacının işyeri sendika temsilciliğine getirildiği 11.5.1994 tarihli yazı ile davalı Belediye Başkanlığına bildirilmiş ve bu yazı Genel evraka 12.5.1994 tarihinde kaydedilerek, Belediye Başkanınca Personel Müdürlüğüne havale edilmiştir. Daha sonra Sendika Genel Merkezinin 27.5.1994 tarihli bir başka yazısı ile de bu durum doğrulanmıştır. Anılan toplu iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra toplu iş sözleşmesi yapma yetkisinin hizmet iş sendikasına geçtiği Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 30.3.1995 tarihli tespit yazısından anlaşılmaktadır.
A. Sendikasının taraf olduğu toplu iş sözleşmesi yürürlükte iken 17.5.1994 tarihinden geçerli olmak üzere davacı işçinin iş akdinin feshedildiği uyuşmazlık konusu değildir. Yukarıda açıklanan olgulara göre fesih tarihinde davacı işçinin işyeri sendika temsilcisi olduğunun kabulü gerekir. Esasen bu nedenledir ki davacı işçi iş mahkemesine başvurarak işe iade talebinde bulunmuş ve mahkemece de işe iadesine karar verilmiştir. Daha sonra davalı idare işe iade ile ilgili olarak iade-i muhakeme davası açmış, yapılan yargılama sonunda ise, bu dava reddedilmiştir. Ancak bu iade-i muhakeme davasından önce, davacının üyesi olduğu sendika 24.6.1994 tarihinde Belediye Başkanlığına başvurarak davacı işçinin işe başlatılmasını istemiş ise de, Belediyece işe başlatılmamıştır.
Gerçekleşen bu olgular sonucunda davacı ihbar ve kıdem tazminatları ile birlikte TİS.nin 14. maddesinde öngörülen 36 aylık ücret tutarındaki cezai şart niteliğindeki kötü niyet tazminatı, işe başlatılmamasından doğan ücret ve sosyal haklar, TİS.den kaynaklanan fark alacaklar ve yıllık ücretli izin isteği ile bu davayı açmış, mahkemece de genelde istek doğrultusunda hüküm kurulmuştur.
Mahkemece davacının temsilcilik görevinin 30.3.1995 tarihinde son bulduğu zira, B. Sendikasının o tarihte TİS yapmaya yetkili olduğunun belirlenerek feshin bu tarihte gerçekleştiği sonucuna varılmıştır. Mahkemenin bu değerlendirmesi hatalıdır. Çünkü A. Sendikasının taraf olduğu 1.3.1993 tarihli TİS 28.2.1995 tarihinde son bulmuş olup bu sözleşmeden sonra yeni TİS yapmaya, yetkili sendikanın başkası olduğu tespit edildiğine göre 28.2.1995 tarihinde A. Sendikasının yetkisinin sona erdiğinin ve işyeri sendika temsilciliğinin bu tarihten sonra geçerli olmadığının kabulü gerekir. Bu bakımdan kıdem tazminatının hesabında bu tarihin esas alınması icap ettiği gibi, ücret sosyal haklar, ikramiye ve yıllık ücretli izin alacaklarının da bu tarihe kadar hesaplanması doğru olur. Kıdem tazminatı faiz başlangıç tarihi olarak da bu tarih esas alınmalıdır. Ancak temyiz yoluna davalı başvurmuş olduğundan kıdem tazminatı, faiz başlangıcı hususu bozma nedeni sayılmamıştır.
Gerçekten 2821 sayılı Sendikalar Kanunu`nun 30. maddesinde "mahkeme temsilcinin işine iade edilmesine karar verirse, fesih geçersiz sayılarak iş gördürülmemiş olsa bile temsilcinin işinden çıkarıldığı tarihten başlamak üzere temsilcilik süresinin devamınca ücreti ve diğer bütün hakları işveren tarafından ödenir" Amir hükmü karşısında feshin somut olayda 28.2.1995 tarihinde gerçekleştiğinin kabulü zorunluluğu vardır.
3. TİS.nin 14 üncü maddesinde "kötü niyet tazminatı" şeklinde isimlendirilen tazminat niteliği itibariyle cezai şart olarak kabul edilmelidir. Böyle olunca B.K.nun 161/son maddesi uygulanarak gerekli indirim yapılmalı ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
4. Ücret, sosyal haklar ve diğer işçilik hakları konusunda 2821 sayılı Sendikalar Kanunu`nun 30 uncu maddesi uygulanmadığı için taraflar arasında uyuşmazlıklar meydana gelmiştir. Bu nedenle söz konusu alacaklar için % 30 yasal faiz yürütülmelidir. 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu`nun 61 inci maddesinde öngörülen en yüksek işletme kredisi faizinin olayda uygulama olanağı yoktur. Ayrıca belirtmek gerekir ki davalı bu alacaklar yönünden daha önce temerrüde düşürülmediği için faiz başlangıç tarihi olarak istenen miktarlar için ilk ve ek dava tarihlerinin esas alınması gerekir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, 28.11.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy