(1475 S. K. m. 14) (818 S. K. m. 101)
Dava: Davacı, disiplin kurulu kararı iptaline, ücret, ikramiye, yıllık ücretli izin parası ile ana tüzük 50. madde gereğince ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1. Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacının, davalı sendikanın İstanbul 1 nolu şubesinin 4.3.1989 tarihinde yapılan 3. Olağan genel kurulunda şube sekreterliği görevine seçildiği, bu genel kurulun tüm sonuçları ile Ankara 3. İş Mahkemesinin 1989/334-280 sayılı kararı ile iptal edilip Ankara 6. İş Mahkemesinin 17.5.1989 tarih ve 1989/353 sayılı kararı ile şubeye kayyım tayin edildiği, 10.6.1989'da teslim olunan kayyım heyetince yenilenen 5.8.1989 tarihli genel kurulda tekrar şube sekreterliğine seçilmesi üzerine 7.8.1989 tarihi itibariyle sendikada profesyonel çalışmak üzere işyerinden ayrıldığı uyuşmazlık dışı kalmaktadır. Bu nedenle davacının Mart, Nisan ve Mayıs 1989 aylarında sendikada profesyonel çalışması bulunmadığından anılan aylara ait ücret talebinin reddi gerekirken kabulü hatalıdır.
3. Davacının sendika merkez disiplin kurulunca şube başkanı O. I. ile birlikte anatüzük ilkelerine aykırı hareket etmek, genel merkez aleyhinde propaganda yapmak, sendika ve konfederasyon hakkında basına beyanat vermek, yasa ve tüzükte yer almayan işyeri komiteleri oluşturmak ve faaliyette bulunmak genel merkezin bilgisi dışında panel ve benzeri toplantılar düzenlemek 1 Mayıs mitingine katılmak ve katılmaya teşvik etmek, genel merkez tarafından atanan sendika temsilcilerini tanımayarak görev yapmalarını engellemek özelleştirme suretiyle A. firmasına devredilen işyerlerinde çalışan üye işçileri istifa ettirerek mağdur etmek ve bir ay cezaevinde kalan O. İ.'i şube karar defterinde izinli göstermekten dolayı 8 ay süre ile işten el çektirilmesine ve aynı süre üyelikten ihraç edilmesine karar verildiği ve bu kararın sendika merkez genel kurulunun 18-20 Eylül 1992 tarihli toplantısında onaylandığı anlaşılmaktadır. Davalı vekili duruşmalarda ve verdiği layihalarda bu hususta tanık dinletmek istediğini belirtmiş ancak mahkemece tanık dinletilmesi talebi ara kararıyla reddedilmiştir. Ayrıca davalı tarafça dosyaya sunulan İstanbul 6. İş Mahkemesi ve 4. Asliye Hukuk Mahkemesi duruşma tutanakları suretlerinde yer alan tanık ifadelerinde de davalı tarafın savunmasının doğrulandığı görülmektedir. Öte yandan davacının sendika şube sekreterliği döneminde başkanlık yapan O. İ.'in de aynı eylemlerden dolayı hakkında verilen aynı ceza aleyhine İstanbul 6. İş Mahkemesine açılan 1992/872 esas sayılı davada disiplin cezasını onayan genel kurul kararının iptali istemi reddedilmiş ve bu karar Dairemizce onanarak kesinleştiğinden, davalı tarafça yeteri delille ispat olunan davacının eylemleri sebebiyle talebin reddi gerekirken mahkemece "aktif sendikacılık" yapıldığı gerekçesiyle disiplin kurulu kararının iptali hatalı olduğu gibi davacının 18 aylık geçici ihraç dönemiyle ilgili ücret ve ikramiye alacaklarının hüküm altına alınması da bozmayı gerektirmiştir.
4. Mahkemece, davacıya sendika ana tüzüğünün 50/1. maddesi uyarınca her hizmet yılı için 60 günlük giydirilmiş brüt ücreti üzerinden net olarak hizmet ödeneği hesaplanıp kıdem tazminatı tavanı dikkate alınmaksızın ödenmesine karar verilmiştir. 1475 Sayılı İş Kanununa 1.5.1981 tarih ve 2457 sayılı yasa ile eklenen ek 2. madde uyarınca kanunun verdiği yetkiye dayanılarak kurulan kuruluşlardan olan sendikaların yöneticilerine kıdem tazminatı niteliğinde yapılan hizmet ödeneği ödemelerinin kıdem tazminatı sayılmaları ve anılan yasanın 14. maddesindeki esaslara ve miktara göre ödenmesi gerektiğinden, Yargıtay'ın yerleşik uygulaması da gözönünde bulundurularak kıdem tazminatı tavanının geçilmesi bu nedenle mümkün olamayacağından anılan esaslara aykırı hizmet ödeneğine ilişkin hükmün de bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
5. Ek dava konusu hükmolunan alacaklar için ilk dava temerrüt oluşturmadığı halde ek dava kapsamına giren haklar içinde ilk dava tarihinden itibaren faize hükmolunması keza bozmayı gerektirmiştir.
6. Davacının yöneticisi olduğu davalı sendikanın İstanbul 1 nolu şubesinin faaliyet alanının daraltılması ve bir kısım işyerlerinin yeni kurulan 5 nolu şubeye bağlanması sonucu 3600 civarında olan üye sayısı 330'lara düşürüldüğü dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Davacının şube başkanı seçildiği 24.11.1991 tarihli şube genel kurulu sırasında, 1 nolu şubenin üye sayısı her ne kadar 330 civarında ise de bu üye azalması sendika genel merkezinin şubenin faaliyet alanının daraltılması sonucu oluştuğundan ana tüzüğün 17/ö maddesine göre bu durum davacının profesyonel yöneticilik sıfatını etkilemeyeceğinden 18-20 Eylül 1992 tarihinde yapılan sendika genel kurulu kararı ile İstanbul 1 nolu şubenin kapatılmasına kadar profesyonel yöneticiliğe ilişkin hakların hüküm altına alınması gerekir. Mahkemece anılan dönemde davacının amatör yönetici olarak nitelendirilerek bir kısım haklarının kabul edilmemesi veya noksan kabulü de hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.12.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy