(1475 S. K. m. 1, 13, 14)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı, ikramiye, yıllık ücretli izin parası, sosyal yardım, konut yardımı ve ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş ve davacı avukatınca da duruşma talep edilmiş ise de duruşma gününün taraflara tebliği için davetiyeye yapıştırılacak posta pulu bulunmadığından duruşma isteğinin reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davalının temyizine gelince:
Davacı, davalı şirkete ait ... işyerinde asli ve sürekli işlerde 15.1.1989 tarihinden beri çalışmakta olduğunu, işyerinde yürürlükte bulunan Toplu İş Sözleşmesinden dayanışma aidatı ödemek suretiyle yararlanmak için davalı şirkete 10.3.1992 tarihinde yazılı başvuruda bulunduğunu ve daha sonra da Toplu İş Sözleşmesi tarafı olan Sendikaya üye olduğunu ifade ettikten sonra dayanışma aidatı için başvuru tarihinden dava tarihine kadar Toplu İş Sözleşmesinden doğan farklara ilişkin işçilik alacakları ve kıdem tazminatı farkı isteklerinde bulunmuştur.
Davalı, davacının taşeron işçisi olduğunu husumetin kendilerine yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, asıl işveren durumunda bulunan davalı kurumun 1475 sayılı Yasanın 1. maddesi hükmü uyarınca sorumlu olduğu vurgulanarak istek hüküm altına alınmıştır.
1475 sayılı İş Kanunu'nun 1. maddesinin son fıkrasında bir işverenden belirli bir işin bir bölümünde veya eklentilerinde iş alan ve işçilerini münhasıran o işyerinde eklentilerinde çalıştıran diğer bir işverenin kendi işçilerine karşı o işyeri ile ilgili ve bu kanundan veya hizmet aktinden doğan yüklemlerinden asıl işveren de birlikte sorumludur kuralına yer verilmiştir. Bu kurala göre, asıl işverenin alt işveren işçilerine karşı sorumluluğu alt işverenin sorumluluğu ile sınırlıdır. Şayet taşeronun (alt işveren) taraf olduğu Toplu İş Sözleşmesi mevcut ise o toplu sözleşmenin hükümleri uyarınca hesaplanacak miktarlardan asıl işverenin birlikte sorumlu olması gerekir. Aksi durumda, yani taşeronun işçilerini kapsayan bir Toplu İş Sözleşmesi mevcut değilse, taşeronun işçisinin, asıl işverenin tarafı olduğu Toplu İş Sözleşmesi hükümlerine göre yapılacak hesaplamalar doğru değildir. Söz konusu 1/son maddenin metninden başka bir sonuca varmak olanağı yoktur. O halde karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan sebeple BOZULMASINA, 23.09.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy