(2821 S. K. m. 5, 14)
Dava: H. R. A. adına Avukat A. G. U. ile T. Sendikası adına Avukat R. Y. aralarındaki dava hakkında Ankara 3. İş Mahkemesinden verilen 10.10.1996 günlü ve 1481-3464 sayılı hüküm duruşmalı olarak davacı avukatınca temyiz edilmiş ise de işin mahiyeti itibariyle duruşma isteğinin reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı sendikanın olağan genel kurulunda genel başkan yardımcısı olarak seçilmiş ise de on yıl hizmet şartına sahip olmadığı gerekçesiyle sendika yönetim kurulunun kararı ile görevden alınmıştır. Bunun üzerine davacı, 2821 sayılı sendikalar kanununun 14. maddesinin 3449 sayılı kanunla değişik 14. bendinde yer alan Sosyal Güvenlik kayıtlarına göre, 3776 gün prim ödemesinin kanunun aradığı on yıllık çalışma koşulu bulunduğunu ileri sürerek davalı sendika ile arasındaki uyuşmazlığın giderilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, Anayasanın 51/7. maddesinde sendika yöneticiliği için öngörülen on yıl bilfiil işçilikte çalışma koşulunun davacı yönünden gerçekleşmediği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Davacının temyizi üzerine dosyayı inceleyen Dairemiz, mahkemece sendikalar kanununun 14/14. maddesi üzerinde durulmadan, bu uyuşmazlıkta uygulanması mümkün olmayan Anayasanın anılan kuralına dayanılmak suretiyle eksik inceleme sonucu verilen kararı bozmuştur. Mahkemece, Dairemizin bozma kararına uyulmuş ise de, anılan yasanın 14/14. maddesine göre, en az on yıl eylemli çalışma koşulu getirildiği, davacının emekli sandığına bağlı çalışma süresinin bir yıl üzerinden hesaplanması gerekeceği, gerçekten askerlik için üç ay eylemli çalışma zammı eklendiği belirtilerek bu hizmetin sözü edilen madde anlamında bilfiil hizmet olarak kabul edilmeyeceği, bunun dışında davacının profesyonel sendika başkanlığı görevinde geçen hizmeti de hizmet sözleşmesine dayalı olmadığı açıklanarak yasanın anladığı anlamda işçilik olarak kabul edilemeyeceği belirtilmek suretiyle Anayasanın 51/7. ve 2821 sayılı sendikalar kanununun 14. maddesinde ifade edilen on yıl çalışma koşulu gerçekleşmediği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, bu uyuşmazlığın çözümünde, 2821 sayılı kanunun 14/14. maddesi uygulanacaktır. Bilindiği gibi anılan yasanın 14. maddesinin 14. fıkrası 3449 sayılı yasayla değiştirilmiştir. Bu yasa ile ilgili hükümet tasarısında anılan fıkranın gerekçesinde "...2821 sayılı Sendikalar Kanununun 5. maddesinde kurucular için getirilen kolaylığa paralel olarak en az on yıl bilfiil çalışmış olma şartı çıkartılmıştır." denilmiştir. Hükümet tasarısında anılan maddenin 14. fıkrası somut olayla ilgili kısmı şöyle düzenlenmiştir.
"İşçi sendikası ve konfederasyonların genel kurul dışındaki zorunlu organlarına seçilebilmek için 5. maddede aranan şartlara ilaveten en az on yıl bilfiil çalışmış olmak... gerekir. Çalışma sürelerinin tespitinde sosyal güvenlik kurumlarının kayıtları esas alınır..." denilmiştir. Millet Meclisi'nin Sağlık ve Sosyal İşler Komisyonunca Hükümet tasarısının bu fıkrası benimsenmekle birlikte, "çalışma sürelerinin tespitinde sosyal güvenlik kurumlarındaki kayıtlara göre prim ödenen günlerin toplamı esas alınır" denilerek, değiştirilmek suretiyle kabul edilmiştir. (TBMM s. sayısı 60, s.11) Bu metnin Türkiye Millet Meclisi'nde görüşülürken, maddede yapılan değişikliğe sendika yöneticilerinde aranan on yıllık çalışma süresinin hesabında, sosyal güvenlik kurumlarına ödenen prime esas gün sayısının dikkate alınacağının öngörüldüğü ve böylece on yılın hesabında esneklik getirildiği ifade edilmiş ve yasanın 14. maddesinin 14. fıkrasının değişikliği bu biçimde gerçekleşmiştir. (TBMM B.70 25.5.1988 tarihli birinci oturum s.247) Gerçekten T.B.M. Meclisi bu değişikliği benimseyerek Anayasanın 51/7. maddesinde öngörülen koşulları yumuşatmış ve giderek Devletimiz tarafından kabul edilmiş olan Uluslararası Çalışma Örgütünün normlarına uygunluğunu sağlamıştır.
Dosya içinde bulunan sosyal sigortalar kurumu Ankara ihtiyarlık sigorta müdürlüğünün 19.1.1996 tarih ve 18347 sayılı yazısında, davacının toplam sigortalılık süresi 3766 gün olarak bildirilmiştir. Böylece anılan yasanın 14/14. maddesinde öngörülen en az on yıl bilfiil çalışmış olma koşulu gerçekleşmiş olmaktadır.
Yukarıdan beri açıklanan hukuki ve fiili olguları karşısında davanın kabulü gerekirken aksine düşüncelerle reddedilmesi hatalı olup, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.11.1996 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı, Sendikalar yasasının 14. maddesinin 14. fıkrasına göre on yıldan fazla prim ödeme gün sayısının bulunduğunu ileri sürerek sendika genel yönetim kurulunun görevden alma kararının iptalini istemektedir.
Sorunun Anayasa ve Sendikalar yasası hükümleri çerçevesinde çözüme kavuşturulması gerekir.
Anayasanın 51. maddesinin 7. fıkrasında, "İşçi sendika ve üst kuruluşlarında yönetici olabilmek için, en az on yıl bilfiil işçi olarak çalışmış olma şartı aranır" denilmektedir.
Sendikalar yasasının 14. maddesinin 14. fıkrasında ise "en az on yıl bilfiil çalışmış olmak şartı korunmakla beraber, çalışma sürelerinin tespitinde Sosyal Güvenlik Kurumlarındaki kayıtlara göre prim ödenen günlerin toplamı esas alınır" hükmü yer almaktadır.
Görülüyor ki her iki düzenlemede de "en az on yıl bilfiil işçi olarak çalışma koşulu" korunmuştur.
Sendikalar yasası yeni bir düzenleme getirmemiş ve sadece çalışma sürelerinin tespitinde sosyal güvenlik kurumlarındaki kayıtların esas alınmasını öngörmüştür. Buradan çıkarılan anlam, öncelikle bilfiil çalışma araştırılacak ve ayrıca bu bilfiil çalışma kurumların kayıtlarıyla doğrulanacaktır. Bir başka anlatımla, sosyal güvenlik kuruluşlarında kayıtların bilfiil işçilikle ilgili olanların dikkate alınacağıdır. Yasa bilfiil çalışma ön şartını ortadan kaldırmamıştır. Aksine düşünce organlarda görev almayı belli bir süre fiilen işçi olarak çalışma koşuluna bağlayan Anayasa ve yasa hükmüne ters düşer.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 24.9.1986 gün ve 9/74, K.779 sayılı kararın gerekçe bölümünde aynen, "...Anayasanın 51. maddesinin yedinci fıkrası ve 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 14. maddesinin ondördüncü fıkrasına göre, işçi sendikası veya konfederasyonların genel kurul dışındaki zorunlu organlarına seçilebilmek için en az on yıl bilfiil işçi olarak çalışmış olmak gerekir. Başka bir anlatımla, on yıl işçiliği bulunmayanların bu organlara seçilebilme olanağı yoktur. Buyurucu ve bağlayıcı nitelikte olan bu kuralın..." denilmiştir.
Bu kararda da belirtildiği gibi en az on yıl bilfiil işçi olarak çalışmış olmak kuralı buyurucu ve bağlayıcı nitelikte olup, bu kural bir tarafa bırakılarak, on yıldan az işçi olarak çalışmaları bulunanların sendika ve konfederasyonların zorunlu organlarında görev almalarını sağlayacak nitelikte karar alınması Anayasa ve yasa hükümlerine açıkça aykırıdır.
Olayımızda da davacının askerlik borçlanması, TC. Emekli sandığına tabi yedek subaylıkta geçen zorunlu askerlik görevi fiilen işçilikte geçen süre olarak kabul edilemez. Çünkü davacı bu sürelerde hizmet akdi ile çalışmamıştır.
Yine 2821 sayılı Sendikalar yasasının 29/III. maddesinin, sendika yöneticileri için getirdiği hakka dayanarak sigortalılıklarını sürdüren sendika yöneticilerinin bu tür sigorta kayıtlarına dayanarak on yıl fiilen işçi olarak çalıştıklarını belgelemeleri yasal olmadığından, davacının da profesyonel sendikacılıkta geçen günleri on yıl fiilen işçi olma koşulu kapsamı içerisinde değerlendirilemez. Nitekim Dairemizin de bu dönemlerde kişinin işçi olarak çalıştığının kabul edilemeyeceği şeklinde kararları bulunmaktadır.
Davacının fiilen işçi olarak çalıştığı süreler toplamı 2664 gün olup, Anayasanın ve yasanın aradığı on yıl fiilen işçi olarak çalışma koşulu davacı yönünden gerçekleşmediğinden Sayın çoğunluğun bozma kararına katılamadığımdan, Anayasaya ve yasaya uygun olarak verilen kararın onanması görüşündeyim.
Full & Egal Universal Law Academy