(1475 S. K. m. 14/3) (818 S. K. m. 113)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı ve gecikme faizinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyaya işveren tarafından 20.04.1995 tarihli yazı ekinde gönderilen kıdem tazminat bordrosunda ihtirazi kayıt şerhinin bulunmadığı, sonradan davacı vekiline yetki verilerek getirtilen 02.10.1995 tarihli yazı ekindeki kıdem tazminat bordrosunda davacının faiz hakkını saklı tuttuğuna dair şerh mevcut olduğu anlaşılmıştır. Her iki bordro da fotokopi olup, aslının aynı olduğu işyeri görevlilerince tasdik edilmiştir. Öncelikle bu konu üzerinde durularak, kıdem tazminat bordrosunun aslı getirtilip, taraflardan çelişki sorularak giderilmeden, davanın kabulü hatalı olup hüküm bu yönden bozulmalıdır.
2- Kabule göre de;
Davacı, emekli olmak suretiyle işyerinden ayrıldığını, fakat kıdem tazminatının geç ödendiğini iddia ederek, gecikme süresine göre faiz isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, emeklilik tarihinden hesap yapılmış ve hüküm kurulmuştur.
1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrasında: "işçinin, birinci bendin 4. fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için, aylık yada toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için, yaşlılık sigortası bakamından bağlı bulunduğu kuruma yada sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır..." denilmektedir. Bu hükme göre, emeklilik nedeniyle işçinin kıdem tazminatı isteğinde bulunabilmesi için SSK.'na başvurmuş olduğunu ve emekliye hak kazandığını belgelemiş olması gerekir. Bu prosedür izlenmeden ve işveren gelişmelerden haberdar edilmeden kıdem tazminatı istenemeyeceği gibi, işten ayrıldığı tarihten de faize hak kazanamaz. Hesaplamada faiz hesabı için emekliliğin belgelendirildiği tarih esas alınarak, o tarihteki orana göre faiz hükmetmek gerekir. Bu hususlar dikkate alınmadan eksik inceleme ile hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3- Faiz hesabında, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına göre bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı dikkate alınması gerekirken, daha yüksek olarak bildirilen üç aylık mevduata uygulanan faiz oranı üzerinden yapılan hesaplamaya dayanılarak hüküm kurulması da hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.02.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy