(2822 S. K. m. 9)
Dava: Davacı, ihbar, kıdem ve kötüniyet tazminatlarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, iş akdinin işverence haksız fesh edildiğini ileri sürerek haksız fesihten doğan tazminat isteğinde bulunmuştur. Mahkemece devamsızlık olgusu gerçekleşmiş olmakla birlikte fesih işleminin disiplin kurulundan geçirilmemesi gerekçesi ile feshin haksız olduğu sonucuna varılmış ve istek kabul edilmiştir.
İşyerinde uygulanmaktan olan 15.02.1993 - 14.02.1994 süreli Toplu İş Sözleşmesinin yürürlüğünden sonra davacının iş akdi 13.05.1994 tarihinde fesh edilmiştir. Sonraki 15.02.1994 - 14.02.1995 süreli Toplu İş Sözleşmesi önceki Toplu İş Sözleşmesine taraf olan sendika ile 18.03.1995 tarihinde bağlanmıştır. Bu durumda iki ayrı sorunun çözümlenmesi gerekir.
Birinci sorun, fesih işleminin disiplin kurulundan geçirilmesi gerekip gerekmediği konusu ile ilgilidir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, bu konuda sonraki değil, önceki toplu iş sözleşmesi hükümlerinin dikkate alınması gerekir. Çünkü fesih sonraki sözleşmesinin imzasından önce gerçekleşmiş olduğu gibi imzadan önce fakat yürürlük tarihinden sonra meydana gelen fesihle ilgili gelişmeler için son sözleşmede ayrık bir kurala yer verilmiş değildir. Önceki toplu iş sözleşmesine taraf sendikanın sonraki toplu iş sözleşmeyi bağıtladığına göre disiplin kurulunun görev ve yetkilerinde bir kesintiden söz edilemez. Gerçekten toplu iş sözleşmesi taraf sendikanın yetkisinin devam ettiği sonraki sözleşmeyi bağıtlamasından anlaşılmaktadır. Böyle olunca mahkemenin fesih işleminin disiplin kurulundan geçirilmemiş olması nedeni ile haksız duruma dönüştüğü şeklinde kabulü doğrudur.
İkinci sorun, son sözleşmenin öngördüğü ücret zamlarının davacının yararlanıp yararlanamayacağı konusuna ilişkindir. Yukarıda da belirtildiği gibi iş sözleşmesi, son sözleşmenin imzasından önce fesih edilmiş olup, söz sözleşmede imza tarihi ile yürürlük tarihi arasında hizmet akdi sona erdirilenlerle ilgili ayrık bir durum öngörülmemiş bulunduğundan mahkemenin tazminat miktarını son sözleşmeyi esas alarak hesaplamış olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, 20.05.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy