(1475 S. K. m. 14, 17)
Davacı, kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi. Gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı, davalıya ait işyerinde çalışmakta iken 1974 yılında işyeri dışında işlediği bir suçtan dolayı tutuklanmış ve mahkum da olmuştur. Daha sonra eski hükümlü olarak 1982 yılında tekrar işe alınmış ve 1995 yılında da emekli olmak suretiyle işten ayrılmıştır. Kendisine son döneme ait kıdem tazminatı ödendiği için önceki döneminde dikkate alınması gerektiğinden söz ederek fark kıdem tazminatı isteminde bulunmuştur.
Mahkemece zamanaşımı define değer verilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizin kararlılık kazanmış uygulamasına göre işyeri dışında işlenen bir suçtan dolayı tutuklanma halinde bu durumun İş Kanununun 17/III. maddesindeki zorlayıcı nedeni oluşturduğu kabul edilerek kıdem tazminatının ödenmesi gerekir. Bu duruma göre davacının iki dönem çalışması da kıdem tazminatını hak edecek şekilde sona ermiştir. 1475 sayılı İş Kanununun 14/2. maddesine göre aynı işverenin işyerlerinde muhtelif zamanlarda çalışılan sürelerin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gerekir. Bu kurallar uyarınca zamanaşımının başlangıç tarihinin son fesih tarihi olarak kabul edilmesi gerekir. Bu bakımdan zamanaşımından davanın reddine karar verilmesi hatalıdır. Mahkemece esas yönünden inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekir.
Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.10.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy