(1475 S. K. m. 13, 14) (818 S. K. m. 161)
Dava: Davacı, ihbar, kıdem ve kötü niyet tazminatları, yıllık ücretli izin parası ile işçilik tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1 - Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2 - Her ne kadar davacı işçinin hizmet sözleşmesi diğer 7-8 işçi ile birlikte mahalli seçimlerden takriben 3 ay kadar bir süre sonra feshedilmiş ise de, feshin gerçekleştiği dönemde hükümetçe alınan 5 Nisan 1994 kararları yani olağanüstü ekonomik tedbirlerin gündemde olduğu gibi, dosya içinde bulunan siyasi partilerin karşılıklı demeçlerinin fesihte bir etkisi olacak nitelikte görülmediği de ortadadır. Bu durumda ihbar tazminatı ile yetinilmesi gerekirken kötü niyet tazminatının hüküm altına alınması hatalıdır. Bu konuda ayrıca belirtmek gerekir ki çıkarılan işçilerin yerine hemen işçi alınmamış bir yıl gibi uzun bir süre sonra doğan ihtiyaç üzerine işçi alımına gidilmiştir.
3 - Toplu İş Sözleşmesinin 86 ncı maddesinde öngörülen tazminat cezai şart niteliğinde olduğundan miktarı itibariyle Borçlar Kanunu'nun 161/son maddesi uyarınca bir indirim yapılmalıdır. Hizmetin uzun süreli olması bu tazminattan indirim yapılmasına engel değildir.
4 - Hüküm altına alınan kıdem tazminatı için oran belirtilmeksizin mevduata uygulanan en yüksek faizin yürütülmesi gerekir. Ancak usulü kazanılmış hak ilkesi dikkate alınarak % 130 oranını geçmemek üzere fesih tarihindeki mevduata uygulanan en yüksek faizin yürütülmesi şeklinde hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebeplerden BOZULMASINA, 30.06.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy