(2821 s. Sendikalar K. m. 31) (1475 S. K. m. 24)
Dava: Davacı, kötüniyet tazminatının faiziyle birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde duruşmalı olarak davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de HUMK.nun 438 inci maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, sendika üyesi olması ve işverenin isteğine karşılık üyelikten çekilmemesi nedeniyle iş akdinin feshedildiğini ileri sürerek kötüniyet tazminatı talebinde bulunmuş ve isteği mahkemece kabul edilmiş olup, karar davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Davacı ve 34 arkadaşı işyerinde mevsimlik statüde çalışmakta iken, işverenin o tarihte yönetimde bulunan yetkilileri tarafından 01/09/1995 tarihinden itibaren birer yıllık süreli hizmet sözleşmeleri ile çalıştırılmaya başlamışlar ve süre sonunda yine işveren yetkililerinin kendilerine mevsimlik çalışma koşuluyla sözleşme yapma teklifini geri çevirmeleri üzerine iş akidlerinin tazminatları ödenmek suretiyle feshedildiği anlaşılmaktadır.
İşveren savunmalarında, işyerinin Haziran-Ekim ayları arasında faaliyet gösteren dinlenme tesisi olduğunu ve davacı ile arkadaşlarına sezon dışında ihtiyaçları bulunmadığını ve bu kişilere bu süre içinde ücret ve sosyal haklar ödenmekle zarara uğranıldığını ve sendikal nedenle iş akdinin feshedilmediğini ileri sürmektedirler.
Gerçekten davacı ve arkadaşları mevsimlik işçi statüsünde çalıştıkları sırada hiçbir gerekçe gösterilmeden vakıf yönetim kurulunca, kendileriyle sürekli iş sözleşmesi yapılmıştır. Bu sözleşmelerin süresinin 01/09/1996 tarihinde biteceğini göz önüne alan işveren, yayınladığı 29/08/1996 gün ve 17 sayılı memorandum ile mevsimlik statüde çalışmak isteyenlerin başvurmalarını istemiş ve bazı işçiler bu teklifi kabul ederek işverenle düzenledikleri mevsimlik çalışma sözleşmesiyle çalışmalarına devam etmişler ve davacı ile diğer işçilerin teklifi kabul etmemeleri üzerine tazminatları ve diğer haklan ödenerek sözleşmeleri feshedilmiştir.
İşveren iddialarında, bu işçilerin sürekli çalışmalarına ihtiyaç bulunmadığını ve zarar eden tesisin bu işçilere mevsim dışında da ödemeler yapmak suretiyle daha fazla zarara uğratıldığını belirterek tesisin mizan, bilanço, gelir-gider tablosunu sunmuş ve zarar unsuru bu şekilde belgelenmiştir.
Davacı ve arkadaşlarının tesisin özelliğini uygun olarak, 1992 yılından itibaren mevsimlik statüde çalıştıkları ve geçerli herhangi bir neden belirtilmeden 23/08/1995 gün ve 58 sayılı vakıf yönetim kurulu kararı ile kendileriyle bir yıllık sözleşme yapıldığı görülmektedir. Davacı kendisinin mevsim dışında da tesis için gerekli eleman olduğunu iddia edip, kanıtlayamamıştır. İşveren ise bu kişinin ve arkadaşlarının mevsim dışı çalışmalarına ihtiyaç bulunmadığı mevsim dışında da ödemeler yapmak suretiyle zararının arttığını ileri sürerek buna ilişkin belgelerini sunmuştur. Ayrıca davacı ve arkadaşlarının birer yıllık sözleşmelerin imza tarihine kadar mevsimlik statüde çalışmaları göz önüne alındığında işveren iddiaları inandırıcı görülmektedir. Yine işveren davacı ve arkadaşlarına eskiden olduğu gibi mevsimlik iş teklifinde bulunmuş olmakla ve bu teklifin samimi olmadığı ileri sürülmemekle işverenin temel düşüncesinin davacı ve arkadaşlarını mevsimlik statüde çalıştırmak olduğu tartışmasızdır.
Davacı taraf sendika üyesi olmaları nedeniyle akdin fesh edildiğini ileri sürmektedirler.
Ancak bilirkişi raporundan görüleceği şekilde işyerinde çalışan işçilerin çoğunluğu sendika üyesidir.
Davacı tarafça dinletilen tanıklar çıkarmanın sendikal nedenle olduğunu kesin bir inandırıcı olarak belirlememişlerdir.
Mahkeme kararında, işyerine çıkarmadan sonra 22 yeni işçi alındığı ve bunun kötüniyetle feshin gerekçelerinden biri olduğu ileri sürülmektedir. Ancak, aynı kararda belirtildiği şekilde alınan bu işçiler mevsimlik statüde çalıştırılmak üzere işe alınmışlardır. Nitekim işverende davacı ve arkadaşlarını devam etmekte olan mevsimde çalıştırmak istemiş ve kabul edilmeyince ekim ayı sonuna kadar devam ettiği ileri sürülen mevsim için işçi alma durumunda kalmıştır.
Ayrıca mahkeme kararında yeni işçi alımının ekonomik nedenle işçi çıkarma unsurunu doğrulamadığı ileri sürülmesine karşılık, davacı ve arkadaşlarının sürekli olarak çalışmaları ve bu kişilere yapılan ödemeler karşılaştırıldığında, mevsimlik olarak çalıştırılmak üzere işçi alımının işin özelliğine ve ekonomik nedenlere uygun olduğu açıktır.
Bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, işverenin sendika üyesi olması ve üyelikten ayrılmaması nedeniyle davacının iş akdini feshettiği kanıtlanamadığından, işvereni kötüniyetli kabul ederek tazminatla sorumlu tutan mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07/10/1997 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy