(1475 S. K. m. 13, 14)
Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı açmış olduğu önceki davası ile faiz başlangıç tarihini belirtmeksizin faiz ile birlikte kıdem tazminatı isteğinde bulunmuş, tefhim edilen kısa kararda kıdem tazminatının dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş gerekçeli kararda kısa karara uygun şekilde yazılmıştır. O halde davalı işveren temyiz yoluna başvurmuş davacı ise temyiz etmemiştir. Dairemizce yapılan temyiz incelenmesi sonucunda hüküm kesinleşmiştir.
Davacı işçi, bu dava ile fesih tarihi ile o ilk dava tarihi arasındaki süre için kıdem tazminatı faizi talebinde bulunmaktadır. Mahkemece istek gibi hüküm kurulmuş ise de, ortada kesin hüküm bulunmaktadır. Kesin hükme rağmen sözkonusu dönem için kıdem tazminatı faizinin hüküm altına alınması usul ve yasaya aykırılık oluşturur. Böyle olunca davanın reddedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebebten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.10.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy