(1475 S. K. m. 1, 9)
Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı husumet bakımından reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı Amerika Birleşik Devletlerine ait konsolosluk işyerinde hizmet akdi ile çalışırken 24.3.1995 tarihinde akdin feshedildiğini belirterek, ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinde bulunmuş ve bu istekleri husumetin davalıya düşmeyeceği gerekçesiyle mahkemece reddedilmiş ve karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı taraf savunmalarında, davacının konsolosun özel aşçısı olduğunu ve ev hizmetinde çalıştığını ileri sürerek husumetin kendilerine düşmeyeceğini belirtmektedirler.
Davada özellik gösteren yön, davacı ile davalı Amerika Birleşik Devletleri arasında hizmet akdinin kurulmuş olup olmadığıdır. Hizmet sözleşmesi, işçinin işverene ait işyerinde belirli veya belirli olmayan zamanda iş görmeyi ve buna karşılık işvereninde ücret ödemeyi yüklendikleri bir iş hukuku sözleşmesidir.
Dosyadaki yazılı kanıtlardan, davacının 1.6.1987 tarihinde resmi ikametgahlarda görevli personel atama formu adı altındaki sözleşmeyle Amerikan Konsolosu'nun personeli olarak görevlendirildiği görülmektedir. Davacının Amerika Birleşik Devletlerine ait resmi ikametgahta görevlendirilmesi ve kendisine bu devletin Ankara Büyükelçiliği tarafından kimlik kartı düzenlenmesi olguları birlikte değerlendirildiğinde hizmetin davalıya ait işyerinde görüldüğü tartışmasız ortaya çıkmaktadır. Ayrıca konsoloslar değiştiği halde hizmetin devam etmesi de gözönüne alındığında, davacının belirli olmayan zamanda iş gördürülmek amacıyla göreve alındığı açıklığa kavuşmaktadır. Bu anlatımların birlikte değerlendirilmesinden iş sözleşmesinin asıl ayırıcı ve belirli özelliği olan iş görme yükümlülüğünün işverene ait işyerinde yerine getirildiği ve davacının kendisine ait edimi bu şekilde ifa ettiği belirlenmektedir.
Yine iş sözleşmesinin diğer bir özelliği olan ve işverene düşen ücret ödeme yükümünün de Amerika Birleşik Devletleri tarafından yerine getirildiği anlaşılmaktadır. Şöyle ki, dosyada bulunan ve Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliği tarafından davacıya gönderilen 14 Eylül 1992 tarihli yazıda, ücret zamları ve ücret ile ikramiye miktarları belirtilmektedir. Bu ücretlerin konsolos tarafından davacıya ödenmesi, ücretin şahsen ödenmiş, bir ücret olarak nitelendirilmesine olanak vermez. Asıl olan ücretin davalı tarafından ödenmesi ve davalının mal varlığından çıkmasıdır.
Yukarıda açıklanan belirlemelerden, davacının davalıya ait işyerinde belirli olmayan zamanda iş görme amacıyla işe alındığı ve işin resmi konutta yapılması ve ücretin davalı tarafından belirlenip ödenmesi olguları karşısında, taraflar arasında yasanın belirlediği anlamda hizmet akdinin kurulduğu belirgin olup, mahkemenin aksine düşüncelerle davayı husumet yönünden reddetmesi bozma nedeni olarak kabul edilmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, 05.11.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy