(1475 S. K. m. 13, 14, 16)
Dava: Davacı, ihbar, kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, hafta sonu çalışması, bayram, resmi ve genel tatil gündeliği ile kötü niyet ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1. Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Bölge Çalışma Müdürlüğü'nce yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen raporda davacı işçinin kendisine sözle saldırıda bulunulması nedeniyle hizmet sözleşmesini kendisinin feshettiği, buna göre kıdem tazminatına hak kazandığı sonucuna varılmıştır. Olayların gelişiminden ve dosya içeriğinden de gerçekten davacının 1475 sayılı iş kanunu'nun 16/II. maddesi uyarınca haklı
olarak sözleşmeyi bozduğu anlaşılmaktadır. Gerekçeli kararda da mahkemece davacının üzüntü sonucu işi bıraktığı vurgulandığı halde kıdem tazminatı ile birlikte ihbar ve kötü niyet tazminatına da hükmedilmiştir. Bu husus çelişki oluşturur. Davacı haklı olarak işi bıraktığı kabul edildiğine göre sadece kıdem tazminatının hüküm altına alınmasıyla yetinilmeli, ayrıca ihbar ve kötü niyet tazminatı istekleri reddedilmelidir.
Bu konuda özellikle belirtmek gerekir ki kabul şekli itibariyle ihbar tazminatına karar verdikten sonra üç kat tutarında kötü niyet tazminatının hüküm altına alınması hatalıdır. Dairemizin kararlılık kazanmış içtihatları ihbar tazminatı yanında ayrıca üç katı tutarında değil iki katı tutarında kötü niyet tazminatı kabul edilmelidir. Bir başka anlatımla kötü niyet tazminatı içinde ihbar tazminatı da vardır.
Bu değerlendirmeyi yaptıktan sonra da somut olay yönünden mahkemece yapılacak iş sadece kıdem tazminatının tahsiline karar vermekten ibarettir.
3. Davacı işçi kıdem tazminatı için en yüksek reeskont faizi isteğinde bulunmuştur. 1475 sayılı iş kanununun 14/11. maddesine göre kıdem tazminatı için mevduata uygulanan en yüksek faiz yürütülmelidir. Bu kurala göre mahkemenin kıdem tazminatı açısından en yüksek mevduat faizi uygulaması doğru ise de, istekle bağlılık kuralı uyarınca fesih tarihindeki en yüksek reeskont faizini geçmemek üzere mevduata uygulanan en yüksek faizin yürütülmesi şeklinde hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.11.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy