(506 S. K. m. 60) (1475 S. K. m. 13)
Dava: Davacı, kıdem, jestiyon, ünvan, lisan ve kambiyo tazminatı, ücret ile ikramiye alacağı, yakacak ve yemek yardımının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıya ait bankada 2.12.1977 tarihinde çalışmaya başlamış, 19.10.1993 tarihinde davalı işveren tarafından ihbar ve kıdem tazminatları ödenmek suretiyle iş akti feshedilmiştir.
Davacı, Banka Personel Yönetmenliğinin 10 ve 105. maddelerinin atıfta bulunduğu Banka Mensupları Emekli Sandığı Vakıf Senedinin 27. maddesine dayanarak çalışanların emeklilik için 30 hizmet yılına veya 60 yaş sınırını doldurma koşuluna riayet edilmeksizin iş aktinin kötüniyetli olarak feshedildiğini, bu durumun kendisinin ileriye yönelik işçilik haklarından yoksun bıraktığını iddia ederek isteklerde bulunmuştur.
Gerçekten Personel Yönetmeliğinin 129. maddesi ile fesih tarihindeki Toplu İş Sözleşmesinin 116. maddesinde, yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanmış olan ilgilinin hizmet aktinin sona erdirilebileceği ve yönetmeliğin 105. maddesinde de, banka personelinin sosyal güvenceleri hakkında vakıf senedi hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Vakıf senedinin de değiştirilmesinden önceki 27. maddesinin 1-a-b fıkralarında banka tarafından emekliye sevkedilebilmek için 30 yıl hizmet süresine veya 60 yaşını ikmal etme hükmüne yer verilmiştir. Ancak vakıf senedinin 27. maddesi davacının iş aktinin feshinden önce 21.12.1991 tarihinde değiştirilerek "Sosyal Sigortalar Mevzuatına göre yaşlılık aylığına hak kazanmış üyeler emeklilik isteğinde bulunabilirler" kuralını getirmiştir. Böylece çalışanlar yönünden bu madde ile 506 sayılı Yasaya atıfta bulunulmuştur. 506 sayılı Yasada ise emekliliği talep hakkı işçiye tanınmış olup, aynı Yasanın 60. maddesinde öngörülen 55 yaşını doldurma veya 25 hizmet yılını ikmal etme kuralı getirilmiştir.
Personel Yönetmenliğinin gerek 10. gerek 105. maddeleri, bankada çalışanların sandığa üyeliklerini düzenlemekte olup, vakıf senedinin değişik 27. maddesi ile de emeklilik hakkının kazanılmasının tamamen 506 sayılı Yasadaki şartlara tabi tutulduğu görülmektedir. Bu durumda vakıf senedinin 27. maddesi hükmünün davacının hizmet aktini süreli bir hizmet akti haline getirdiği şeklinde yorumlanması hatalı olur. Sözü geçen maddeler dışında gerek Personel Yönetmenliğinde ve gerekse vakıf senedinde işveren bankanın işçisini emekliliğe hak kazanacağı tarihe kadar çalıştırmak zorunda olduğuna dair açık bir hükme de yer verilmiş değildir. O halde davacının emekli olacağı tarihe kadar hizmet aktinin devam edeceği yolunda iddiası yerinde olmadığı gibi, davalı bankanın kötüniyetli olduğu da düşünülemez. Aksine bir yorum İş Kanununun 13. maddesinin, işverenin işçinin ihbar öneline ait ücretini peşin ödemek suretiyle hizmet aktini her zaman feshedebileceği yönündeki hükmüne ters düşer. Bu durumda davacının Personel Yönetmeliği ve Vakıf Senedi hükümlerine dayanarak ileriye yönelik işçilik haklarının bulunduğunun kabulüne de olanak yoktur. Diğer taraftan mahkeme kararına dayanak tutulan ikinci bilirkişi heyeti raporunda belirtilen Toplu İş Sözleşmesinin 103. maddesinin son fıkrası ise disiplin ve disiplin cezaları ile ilgili cezalı bir fesih olup, bir başka anlatımla bildirimsiz fesih ile ilgili bir maddedir. Olayımızda ise iş akti feshinde davalının kötüniyetli olduğu kanıtlanmamış ve işçinin hizmet akti; istihdamında bir yarar görülmediğinden ihbar ve kıdem tazminatları peşin ödenmek suretiyle sona erdirilmiştir. O halde davacının davasının reddine karar verilmesi gerekirken mahkemenin değişik düşüncelerle yazılı şekilde karar vermiş olması hatalı olup, bozmayı getirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.12.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy