(1475 S. K. m. 13, 14, 17)
Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davalı bankada veznedar olarak çalışıp banka cüzdanı ve hesap kartlarında yolsuz işlemler yapması sonucu yargılanıp hüküm giyen bir başka işçinin bu tür yolsuzluk işlemlerini gördüğü defter ve kartların birbirini tutmadığı halde veznedar hakkında gerekli yasal işlemleri yapmayıp belgeleri veznedara geri çevirmekle yetindiği için davacı kredi ve cari hesaplar şef yardımcısı hakkında da davalı bankaca soruşturma yapılarak yaptığı usülsüz işlemlerden dolayı iş akdinin bildirimsiz feshi yoluna gidildiği öte yandan davacı şef yardımcısı hakkında kamu davası açılmış ise de veznedarın suçu üstlenmesi ve hakkındaki delillerin yetersizliği nedeniyle beraatine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece feshin haksız olduğu kabul edilerek ihbar ve kıdem tazminatı istekleri hüküm altına alınmıştır. Ancak belirtmek gerekir ki tüm dosya içeriği özellikle soruşturma raporu, dinlenen tanık anlatımları, ve davacının bizzat idari soruşturma sırasında müfettişe verdiği ifade davacının hesap cüzdanları ile banka kartları arasında tutarsızlıklar gördüğünü böylece veznedarın karta düşük bir miktar ve cüzdana müşterilerin yatırdığı miktarı yazmak sureti ile menfaat sağladığını bildiği halde bu yolsuz işlemler ile ilgili yasal yollara başvurmayıp işlem belgelerini veznedara iade etmekle yetindiğini hatta bir defasında da bir belgeyi yakarak imha ettiğini göstermektedir. Bilirkişide raporunda davacının bu tür işlerde bulunduğunu belirtilmekle birlikte pek çok kişinin sorumlu olduklarını gerekçe göstererek davacının da sorumlu tutulamayacağı şeklinde hukuken kabulü mümkün olmayan hatalı bir sonuca varmış bulunmaktadır.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular karşısında davacının davranışının 1475 sayılı İş Kanunun 17/2-d maddesindeki doğruluk ve bağlılıkla bağdaşmayan hali oluşturduğu sonucuna varılmalıdır. Böyle olunca feshin haklı nedene dayandığının kabulü ile ihbar ve kıdem tazminatı istekleri reddedilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.12.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy