(2822 S. K. m. 9)
Dava: Davacı, kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi emekli olması üzerine kendisine davalı dernekce kıdem tazminatı ödenmiştir. Emeklilik olgusundan sonra 2.10.1996 tarihinde imzalanan 15.11.1995 - 14.11.1997 tarihleri arasında geçerli toplu iş sözleşmesine dayanılarak fark kıdem tazminatı isteğiyle bu dava açılmıştır. Hizmet akdinin emeklilik nedeniyle sona ermesinden sonra imzalanan toplu iş sözleşmesi hükümlerinden davacının yararlanabilmesi için ayrık bir hükme yer verilmiş olması gerekir. Mahkemenin de kabulünde olduğu gibi, toplu iş sözleşmesinde böyle bir ayrık hüküm mevcut değildir. Ne var ki, davalı dernek başkanı yargılama sırasında talep edilen miktarı kabul ettiğini imzalı beyanı ile daha doğrusu cevap dilekçesiyle açıklamış ve faiz başlangıcınında sözleşmenin imza tarihi olarak dikkate alınmasını kabul etmiştir. Gerçekten mahkemenin kıdem tazminatına ilişkin İş Kanunu hükümlerinin kamu düzeni ile ilgili olduğu, buna göre karar vermek gerektiği düşüncesi doğrudur. Ancak, derneği temsile yetkili başkanın ve daha sonra icazet yolu ile kabul edilmesi karşısında beyanları derneği bağlar. Bu durumda iddia ve buna uygun kabul olgusu söz konusu olduğuna göre, istek doğrultusunda fark kıdem tazminatına karar verilmeli ve faiz başlangıç tarihinde birleşen taraf iradelerine göre, toplu iş sözleşmesinin imzalanma tarihi olan 2.10.1996 tarihi esas alınmalıdır. Ayrıca; hüküm kurulurken dava açıldıktan sonra ödenen miktarda dikkate alınmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iaesine, 25.12.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy