(1475 S. K. m. 13, 26) (818 S. K. m. 325)
Dava: Taraflar arasındaki, ücret alacağının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.3.l998 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat R. S. geldi. Karşı taraf adına Avukat İ. S. geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı ile davalı işveren arasında 8.12.1993 tarihinde düzenlenen hizmet sözleşmesinde B. Barajı inşaatının bitim tarihine kadar davacı işçinin mühendis olarak aylık 2000 Amerikan Doları ücretle çalıştırılacağı öngörülmüş fakat daha sonra davalı işverenin yönetim kurulu kararı uyarınca 12.7.1995 tarihinde sözleşmesi fesh edilerek kendisine yıllık ücretli izin parası, ihbar ve kıdem tazminatları ile diğer bir kısım işçilik hakları ödenerek 1.8.1995 tarihinde ibraname düzenlenmiştir. İbraname metninde davacı bütün haklarını aldığını ve artık başka bir alacağı bulunmadığını da açıklamış ve imzalamıştır.
Davacı işçi inşaatın bitiminden önce sözleşmesinin fesh edildiğini ileri sürerek bakiye süre için Borçlar Kanununun 325. maddesine göre istekte bulunmuş, mahkemece istek doğrultusunda hüküm kurulmuştur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık sözleşmenin süresinin belirli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, hizmet sözleşmesinde sözleşme süresi belirli bir tarih yazılmak suretiyle gösterilmiş değildir. Davacının barajın bitim tarihine kadar alışacağının öngörülmesiyle yetinilmiştir. Baraj inşaatı uzun süre devam eden, inşaat işine endeksli olarak çalışmanın öngörülmesi sözleşmenin süresinin belirli olmadığını gösterir. Gerçekten somut olayda da inşaatın uzun süre devam ettiği görülmektedir.
Öte yandan davacı işçinin işine son verilirken kendisine ihbar tazminatının da ödenmiş olduğu görülmektedir. İhbar tazminatını alıp, başka hiçbir alacağının kalmadığını beyan eden bir kimsenin daha sonra sözleşmenin belirli süreli olduğundan sözederek, geri kalan süre için ücret isteğinde bulunması olanağı yoktur. Davacının bu tutumu çelişkili davranış oluşturur ki, bunun hukuken kabulü mümkün değildir.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular karşısında isteğin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 20.000.000 TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.03.1998 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy