(1475 S. K. m. 13) (1086 S. K. m. 261, 265, 266, 267)
Dava: Davacı, kötüniyet tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi davalıya ait işyerinde çalışırken hizmet sözleşmesinin kötüniyetle feshedildiğini ileri sürerek kötüniyet tazminatı istemiş ve mahkemecede istek gibi hüküm kurulmuştur.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacı uzun süreden beri sendika üyesi sıfatını taşımaktadır. Dinlenen bir davacı tanığı davacının sendika yetkilileri ile görüşmesi sendika bildirilerini işyerinde dağıtması ve sendikal faaliyette bulunması sonucu işten çıkarıldığını söylemiş ise de mahkemece bu tanık aynı anda iki dosya için dinlenmiş olup bu davacıyı mı yoksa orada duruşması yapılan diğer davacıyı mı kast ettiği de anlaşılamamaktadır. Öncelikle belirtmek gerekirki davacıların görev ünvanları davalı işveren tarafından haklarında yapılan uygulama ve vasıfları itibariyle farklılıklar bulunduğu dosya içeriği ile ortadadır. Bu tür özellikler dikkate alınarak seri halinde görülen davaların davacıların özelliklerine göre tanıklardan diyecekleri sorularak her bir dava yönünden ortaya çıkan tereddütler giderilmelidir. Bu konuda gerekli özen gösterilmeden alınan ifadelere değer verilmesi olanağı yoktur. Öte yandan bir tek davacı tanığına dayanılmış olması somut olay yönünden hatalıdır. Hakikaten tanık soyut ifadelerle açıklamalar yapmış olup somut olgulara dayanmamıştır.
O halde karar bu yönden de hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, 18.02.1998 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy