(2821 S. K. m. 30)
Dava: Davacı, işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Taraflar arasında 21.11.1995 tarihli bir yıl süreli hizmet sözleşmesi yapıldıktan sonra davacı işçi 30.7.1996 tarihinde üyesi bulunduğu sendikaca işyeri sendika temsilciliğine getirilmiştir. Daha sonra davalı işveren24.9.1996 tarihinde davacı işçiye gönderdiği yazı ile sözleşme sonu olan 21.11.1996 tarihinde sözleşmeyi yenilemeyeceğini bildirmiş olup bu yazı 27.9.1996 tarihinde muhatabına ulaşmıştır.
Davacı işçi 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 30. maddesi uyarınca işe iade isteği ile bu davayı açmış, mahkemece istek gibi işyeri sendika temsilcisi olan davacının işine iadesine karar verilmiştir.
Anılan 30. maddede işe iade ile ilgili kararların kesin olduğu belirtilmektedir. Ancak bu kesinlik prosedürüne uygun olarak verilen kararlar ile ilgilidir. Somut olay yönünden istek değerlendirmeye tabi tutulacak olursa fesih henüz gerçekleşmeden 30.9.1996 tarihinde davanın açıldığı görülmektedir. Oysa o tarihte işe iade isteği davasının şartlarının gerçekleşmiş olduğu kabul edilemez. Gerçekten davalı işveren takriben 2 ay kadar önce sözleşmeyi yenilemeyeceğini bildirmekle yetinmiş fakat o tarihte bir fesihten söz etmemiştir. Bu durumda 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 30. maddesine uygun bir prosedürün işletilmiş olduğundan söz edilemez. Ancak feshin gerçekleşmesinden sonra böyle bir prosedür işleme konulabilir. Bu bakımdan Dairemizce yerel mahkeme kararı temyiz incelemesine tabi tutularak yukarıda belirtilen nedenlerle davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması isabetsiz görülmüştür.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 5.5.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy