(1475 S. K. m. 14)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı, prim ve ücret alacağı ile manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Dosya içeriğinden ve dinlenen davacı tanıklarının açık anlatımlarından davacının bir süre çalıştıktan sonra doğum yaptığı ve bunun sonucu olarak işyerine gelemediği anlaşılmaktadır. Mahkemece bu durum dikkate alınmaksızın hem kıdem tazminatına ve hem de ücret alacağına hükmedilmiş olması hatalıdır. Davacının doğum yaptığı tarih tespit edilerek doğumdan önceki makul bir süreden itibaren ve raporlu olması gereken doğumdan dolayı geçen sürenin belirlenmesi, doğumdan sonra davacının işyerine gelip gelmediğinin bir süreden itibaren ve raporlu olması gereken doğumdan dolayı geçen sürenin belirlenmesi, doğumdan sonra davacının işyerine gelip gelmediğinin bir başka anlatımla çalışıp çalışmadığının açıklığa kavuşturulması ve bu inceleme ve araştırmalar sonucundan işyerindeki çalışmasının 1 yılı doldurmadığı anlaşıldığı takdirde, kıdem tazminatı isteğinin reddine karar verilmelidir. Böylece çalışılan süreler de belirlenerek o süreye göre ücret hesabı yapılarak, ödenen ücretler mahsup edildikten sonra, kalan miktarı hükmedilmelidir. Çalışılan sürenin 1 yılı aştığı takdirde kıdem tazminatının da hüküm altına alınması düşünülmelidir.
Eksik inceleme ile yazılı şekilde her iki isteğin hüküm altına alınması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 13.5.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy