(1475 S. K. m. 16)
Dava: Taraflar arasındaki, ücret farkı, ücretli izin, ikramiye ve sosyal hak alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 22.12.1998 salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat ile karşı taraf adına Avukat geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı davalı işverene vermiş olduğu dilekçede iş değişikliğini 19.9.1997 tarihinde tebellüğ ettiğini iş şartlarının esaslı tarzda değişmiş olması nedeniyle 1475 sayılı Yasanın 16/II-e maddesi gereğince iş akdini fesh ettiğini bildirmiştir.1475 sayılı İş Kanunun 16. maddesine göre iş akdini haklı olarak da fesh eden işçi ihbar tazminatı isteyemez. Mahkemece ihbar tazminatını da içeren toplam 629.114.858 TL sına hükmedilmesi hatalıdır.
3- Davacı işçi yıllık ücretli izin hakkının kullanılmaması nedeniyle hizmet akdinin feshinden dolayı karşılığı alacağın tahsili talebinde bulunmuştur. Mahkemece çalışma süresine göre kullandırılmayan izin süresi tespit edilmiş olup, bunun isabetsiz bir yönü yoktur. Sorun daha önce tarafların rızası ile kullandırılmış olan, 12 günden az ücretli izin sürelerinin hesaplamada mahsup edilip edilmemesi konusunda toplanmaktadır. Mahkemece 1475 Sayılı İş Kanunu 52. maddesinin ancak 49 uncu maddenin b, c fıkralarında gösterilen izin süreleri tarafların rızası ile, bir bölümü 12 günden aşağı olmamak üzere, ikiye bölünebilir... şeklindeki üçüncü fıkrası esas alınarak, aynı kanunun 49. maddesinin b, c fıkraları uyarınca davacı işçinin daha önce kullandığı kısa süreli ücretli izinleri mahsup etme cihetine gidilmemiştir. Anılan maddelerin birlikte incelenmesinden daha önce tarafların anlaşarak kullandırılmış olan, ücretli izin sürelerinin mahsup edilmemesi gerekeceği sonucuna varılamaz. Mademki taraflar anlaşmış ve ücreti de ödemek suretiyle işçi kısada olsa izin kullanmış, o takdirde bu süreleri gerçekleşen ücretli izin alacağından düşülmesi gerekir. Aksi halde işçi mükerrer bir yararlanma imkanına sahip olur ki, böyle bir durum işçi- işveren ilişkisi kapsamındaki dengeyi ve sonucu itibariyle de, iş barışını bozar. O halde mahsup yapılmak üzere karar bozulmalıdır. Dairemizin kararlılık kazanmış uygulaması da bu doğrultudadır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 20.000.000 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.12.1998 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy