(1475 S. K. m. 30)
Dava: Davacılar murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi F.E tarafındna düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Hükme dayanak alınan kusur raporundaki davalı M.Ç'nin %87.5 oranında dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Öte yandan, davalılar arasında yapılan özel sözleşmede öngörülen hükümler, davalının iç münasebetini düzenlediğinden avacıyı etkilemeyeceği açıktır. Başka bir anlatımla, davalı M.Ç'nin kurusu göz önüne tutarak, buna göre hüküm kurulması gerektiği ortadadır.
Bundan başka birçok Yargıtay kararında vurgulandığı üzere alacaklının alacak hakkında vazgeçmesini ve bu suretle hakkından vazeçmesini ve bu suretle borçlunun borçtan kurtulmasını kapsamayan akde "ibra" denir. İbranamenin kural olarak işçiye yapılmış olan ödeme ile sınırlı olarak bağlayıcılığı asıldır. Gerçek anlamda ibranameden söz edebilmek içni işçiye yapılan ödemlenin miktar olarak ibranamede açıkça gösterilmesi koşuldur. Başka bir deyişle, işçiye yapılan ödemeyi belli etmeyen sözleşmenin, işvereni borcundan kurtaran ibraname olarak nitelendirmeye olanak olmadığı açık-seçiktir.
Kuşkusuz, işverenin işçiye yapmış olduğu ödemeyi 1475 sayılı yasanın 30. maddesi çerçevesinde ispat etmesi durumunda, taraflar arasında yapılan akdin ibraname niletiğini kazanacağı ve tazminat hesabında, işveren tarafından kanıtlanan miktarın değerlendirileceği söz götürmez.
Somut olayda, ibraname olarak değendirilen belgede işçiye yapılan miktar açıkça gösterilmediğinden, ibraname olarak kabulüne olanak bulunmamaktadır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutlmaksızın yızıl şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya ayrırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17.03.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy