(1475 S. K. m. 1, 13, 14) (818 S. K. m. 313)
Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı fazla çalışma parası, hafta ve genel tatil gündelikleri ile ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının iş akdini haksız nedenle sona erdirdiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile diğer işçilik haklarını talep etmiş ve mahkemece taraflar arasındaki ilişkinin eşcinsellik ilişkisinden öteye geçmediği ve hizmet akdi bulunmadığı gerekçeleriyle istekler ret edilmiş ve karar davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında ki uyuşmazlık, hizmet akdinin bulunup bulunmadığı yönünde toplanmaktadır.
Borçlar Kanununun 313. maddesi ile hizmet akdi bir mukaveledir ki onunla işçi muayyen veya gayrimuayyen bir zamanda hizmet görmeyi, iş sahibi dahi bir ücret vermeyi taahhüt eder. tanımlaması getirilmiştir.
B.K. 313'de ki bu tariften akdi belirleyen unsurların bir iş ifası, ücret ve muayyen, gayrı muayyen bir çalışma süresi olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca işverene bağlılık ilkesi de bu tanımlama içinde yer alan önemli bir öğedir.
İş Kanununun 1. maddesinde işçi ve işveren tanımlanırken bir hizmet akdine dayanarak denilmek suretiyle bu akdi mevcut ve unsurlarının belli olduğu kabul edilmiştir.
Davalı, davacı hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına yapmış olduğu başvurusunda, davacıyı 5 yıldır yanında çalıştırdığını ifade ettiği gibi, polise verdiği ifadesinde de aynı hususları tekrarlamıştır.
Yine davalı bu beyanlarında davacıya ücret vermemekle beraber yeterince para verdiğini ve diğer ihtiyaçlarını karşıladığını ve büro işlerinde çalıştırdığını ve sonra işine son verdiğini ifade etmektedir.
Davalının şikayet dilekçesinde gösterdiği tanıklarda, davacının davalıya ait işyerinde çalıştığını ve davalı tarafından işine son verildiğini belirtmişlerdir.
İş Mahkemesinde dinlenilen tanıklar da davacının 5-6 yıldır davalıya ait işyerinde sürekli çalıştığını ifade etmişlerdir.
Taraflar arasında varlığı ileri sürülen ilişkinin özel hayatları ile ilgili olduğu açıktır. Aslolan bu özel hayat dışında taraflar arasında bir hizmet akdinin mevcut olup olmadığıdır. Mahkeme dışı ikrarları doğrulayan tanık beyanları ve dosyada ki diğer bilgilerden ve ceza dava dosyasında ki davalı ve tanık beyanlarından davacının 5-6 yıldır sürekli olarak davalının doktorluk muayene işyerinde işveren durumunda bulunan doktorun verdiği para karşılığında onun emir ve talimatı altında bulunduğu ve çalıştığı açıkça ortaya çıkmaktadır.
Bütün bu maddi olgular taraflar arasında geçerli bir hizmet akdinin mevcudiyetini ortaya koymaktadır. Mahkemenin aksine düşüncelerle ve taraflar arasında ki bağlantıyı başka türlü yorumlayarak davayı ret etmesi hatalı olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.12.1998 gününde oyçokluğu ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy